top of page

ESER SÖZLEŞMESİNDE İŞ SAHİBİNİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ VE BU YÜKÜMLÜLÜKLERE AYKIRILIĞIN HUKUKİ SONUÇLARI

10 dakika önce
24 dakikada okunur


GİRİŞ


Eser sözleşmeleri satış sözleşmeleri ile birlikte günlük hayatta en sık yapılan sözleşme türlerinden biridir. Estetik cerrahi, diş protezleri, inşaat sözleşmeleri gibi ekonomik boyutu da da çok geniş bir yelpazeye yayılan alanda eser sözleşmeleri akdedilmektedir.


Bu çalışmada, öncelikle ana hatları ve unsurları ile eser sözleşmesi tanıtılacak daha sonra ise eser sözleşmesindeki taraflardan biri olan iş sahibinin asli edim yükümlülüğü olan bedel ödeme borcu, bedel türleri ve bedelin muacceliyeti hususu ele alınacaktır.


Daha sonra ise yine kendisine hukuki sonuçlar bağlanmış olan iş sahibinin eseri muayene külfeti ve iş sahibinin birlikte hareket etme yükümlülüğü ile buna bağlanan hukuki sonuçlar incelenecektir.


I.              ESER SÖZLEŞMESİNİN TANIMI, NİTELİKLERİ ve UNSURLARI


1.     Genel Olarak


Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda eser sözleşmesi, istısna akdi ismi altında düzenlenmiştir[1]. İstısna kelimesi, sanat ve mahareti gerektiren bir şey meydana getirmek anlamındaki Arapça sun’ kökünden türemiştir. Bu sözcük İslam borçlar hukukunda, bir sanatkardan sanatıyla ilgili bir şey imal etmesini istemek manasına gelerek terimleşmiş olup hukukumuz ve dilimize de bu şekilde girmiştir[2].  


Bu sözcüğün hatalı şekilde istisna olarak telaffuz edilip anlaşıması, eski olması ve uygulamada da sıklıkla eser sözcüğünün de kullanılmaya başlanması nedenleri ile 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu’nda eser sözleşmesi terimi kullanılmıştır[3].


2.     Sözleşmenin Tanımı


İş sahibinin ödemeyi borçlandığı bir bedel karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirip meydana getirdiği bu eseri teslim etmeyi üstlendiği sözleşmelere eser sözleşmesi denmektedir[4].


Eser sözleşmesi TBK tarafından da 470. Maddede, “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Eser sözleşmesi esas itibari ile TBK’nın 470-486. Maddeleri arasında düzenlenmekte ise de, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda da eser sözleşmeleri ile alakalı hükümler bulunmaktadır[5].


Eser sözleşmesinde, iş sahibi ve yüklenici kavramları ile ifade edilen iki taraf bulunmaktadır[6]. İş sahibi, yükleniciden bir eser meydana getirmesini isteyen kişidir[7]. Yüklenici de eseri meydana getirip teslim etmeyi borçlanan kişidir[8]. İş sahibi ve yüklenici gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir[9]. Yüklenicinin adi ortaklık şeklinde ortaya çıkan bir joint venture olması da mümkündür[10].


3.     Sözleşmenin Nitelikleri


Eser sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen (sinallagmatik) ivazlı, rızai ve kural olarak ani edimli bir sözleşmedir[11].  Yüklenici tarafından borçlanılan eserin meydana getirilmesi uzun bir süre de alsa sözleşmenin ani edimli olma niteliği değişmez[12]. Bazı yazarlar eserin meydana getirilmesinin böyle uzun zaman aldığı karayolu, baraj, liman gibi inşaat eserlerini sürekli sözleşme benzeri sözleşmeler olarak nitelendirmektedir[13].

Genellikle yüklenicinin eseri meydana getirip teslim etme borcuna karşılık iş sahibinin borcu para ödeme borcudur. Fakat, iş sahibinin borcunun mutlaka para olması gerekmez. İş sahibi para dışında, bir karşı eser meydana getirmek, bir hizmette bulunmak, taşınır veya taşınmaz mülkiyetini intikal ettirmek gibi edimler de üstlenebilir[14].


Eser sözleşmesinde, gerek eser sözleşmesini diğer sözleşmelerden ayıran, gerekse de bir eser sözleşmesinin kurulması için olmazsa olmaz koşullardan olan üç unsurun mutlaka bulunması gerekir. Bunlar eser, eserin meydana getirilmesi ve bedeldir. 

 

            4. Sözleşmenin Unsurları


4.1. Eser Unsuru


Eser sözleşmesinin en tipik unsuru, eserin kendisidir. Yüklenici, maddi bir eseri meydana getirmeyi üstlenebileceği gibi maddi olmayan, yani fikri bir eser meydana getirmeyi de üstlenebilir[15]. Günümüzde, maddi bir varlığı olmayan ancak bir fikri çalışma sonucunda maddi varlıklar üzerinde kendini gösteren yazılım, plan, proje, roman gibi varlıklar da eserdir[16].


Hâkim görüş hem maddi hem de manevi eserlerin TBK 470 anlamında eser kapsamına girdiğini savunmaktadır[17].


4.2. Bedel Unsuru


Taraflar arasındaki ilişkinin bir eser sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi için yüklenicinin eseri meydana getirme borcunun ivazının bir bedel olması gerekmektedir[18]. Eser sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olması da edimlerin karşılıklı mübadele ilişkisi içerisinde olmasından kaynaklanmaktadır[19]. Eserin bir bedel karşılığında yapılacak olması sözleşmenin kurulması için yeterli olup bedelin belirlenmesi şart değildir[20].


4.3. Meydana Getirme Unsuru


TBK 470’te kullanılan meydana getirme terimi geniş yorumlanmakta olup kapsamına, yeni bir eser meydana getirme, mevcut bir eseri değiştirme ve ortadan kaldırma girmektedir[21]. Yani bir ayakkabı veya saatin tamiri[22] de eser sözleşmesinin konusunu oluşturacağı gibi, bir binanın yıkılması, bir geminin sökülmesi de meydana getirme kavramının kapsamına girmektedir[23].


Meydana getirme unsuru, satış sözleşmesi ile eser sözleşmesi arasındaki farkın belirlenmesinde de önemli rol oynamakta olup satışta hazır olan şey teslim edilmekte iken eser sözleşmesinde önce bu şeyin meydana getirilmesi üstlenilmekte (taahhüt edilmekte), daha sonra meydana getirilen şey bedel karşılığında teslim edilmektedir[24].


II.            İŞ SAHİBİNİN ASLİ EDİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ


İş sahibinin borçları, TBK 479-481 arasında düzenlenmiş olup “İş Sahibinin Borçları” başlığını taşımaktadır. Buna karşın bu maddelerde sadece bedel ödeme borcu düzenlenmiş olup TBK 472/II’de düzenlenen iş sahibinin malzeme sağlama borcunda olduğu gibi iş sahibinin teknik anlamda borç olmayan yükümlülükleri de bulunmakta, bunun yanında bir kısım külfetleri de düzenlenmektedir[25].


İş sahibi, bedeli ödemek, tamamlanan eseri teslim almak ve teslim aldığı eseri muayene ederek ayıplı olduğunu gördüğü takdirde bunu yükleniciye bildirmekle yükümlüdür[26].


İş sahibinin asli edim yükümlülüğü bedel ödeme borcu olup bunun dışında iş sahibinin talimat verme, ayıpsız malzeme ve arsa sağlama, eseri teslim alma ve sır saklama yükümlülükleri bulunmaktadır[27].


1.     Bedel Ödeme Borcu


Genellikle para olarak belirlenen bedel, yukarıda belirtildiği üzere sözleşmenin asli unsurları arasında yer almaktadır. Bedel, emek ya da mal olarak da belirlenebilir. Bedelin örneğin mal olarak belirlenmesi halinde mal değişim sözleşmesinden bahsedilmeyecek olup çift tipli sözleşmeden bahsedilir. Bu halde bedel hizmet olarak belirlendiğinde de iş sahibi yönünden sözleşmeye hizmet sözleşmesi hükümleri uygulanacaktır[28].


Şayet taraflar bir bedel belirlemediyse fakat yerel adetten ya da durumdan eserin bedel olmaksızın meydana getirilemeyeceği anlaşılmaktaysa karine olarak bedelin örtülü olarak da olsa kararlaştırıldığı kabul edilmelidir[29].


Taraflar sözleşmede bedel miktarını belirleyebilecekleri gibi bu konuda açıkça bir belirleme yapmamış da olabilirler, hatta bir bedel kararlaştırılmasına rağmen bedel konusunda hiçbir belirleme yapılmamış da olabilir. Bedelin taraflarca götürü olarak ya da yaklaşık bedel olarak tespit edilmesi mümkündür[30]. Önemli olan bedelin tespit edilebilir nitelikte olmasıdır.    Bedel türleri, götürü bedel ve yaklaşık bedel olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.


2. Bedel Türleri


2.1. Götürü Bedel


Taraflarca esere iş sahibi tarafından ödenecek bedelin önceden kesin ve net bir şekilde belirlenmesi halinde bedel götürü olarak belirlenmiştir[31]. Bedel götürü olarak belirlendi ise, bedel hasarı kural olarak yüklenicinin sorumluluğundadır, aynı ilke doğrultusunda eser sözleşmede kararlaştırılandan daha fazla emek ve masraf gerektirdiği takdirde buna katlanmak zorunda olan da kural olarak yüklenicidir[32]


Bunun yanında, TBK m. 480/III uyarınca[33], şayet eser öngörülenden daha az emek ve masraf gerektirdi ise buna da iş sahibi katlanmak zorundadır, yani anlaşılan bedeli ödemekle yükümlüdür[34].


Götürü bedeli, toptan götürü bedel ve birim fiyat üzerinden götürü bedel olarak iki kısımda incelemek mümkündür.


            2.1.1. Toptan (Paçal) Götürü Bedel


Anahtar teslim de denilen bu bedel türünde, taraflarca yapılması kararlaştırılan eserin tamamı için sabit ve kesin bir tutar belirlenir[35]. Örneğin ölçüleri projede gösterilen bir apartmanın tamamının 60.000.000-TL’ye tamamlanacağı, ya da bir arabanın 250.000-TL boyanacağı şeklinde bedel kararlaştırılabilir[36][37].


Bedel para olarak değil de bir şeyin verilmesi ya da başka bir eserin teslimi olarak da kararlaştırılabilir. Bu halde yine götürü bedelden bahsedilir[38].


            2.1.2. Birim Fiyat Üzerinden Götürü Bedel


Götürü bedel türlerinden biri olan birim fiyat üzerinden götürü bedel kararlaştırılması halinde, eseri oluşturan birimlerin fiyatları önceden belirlenir, daha sonra ise hangi birimden kaç ölçü kullanıldı ise bunların çarpımı ile eserin bedelini oluşturacak toplam götürü bedel bulunur[39][40].


Bedelin birim fiyat üzerinden kararlaştırılması genellikle kamu ihale ve inşaat sözleşmelerinde kullanılmakta olup yetkili kurum tarafından her yıl birim fiyatlar güncellenmiş olarak metraj biçiminde listeleştirilip yayınlanır[41].


            2.1.2.1. TBK 480/II’de Getirilen İstisna ve Uygulanma Şartları


TBK 480/II[42], taraflarca öngörülmeyen ya da öngörülmesine karşın sözleşmede göz önünde tutulmamış olan hallere ilişkin bir istisna hükmü öngörmüştür. Bu maddeye göre götürü bedel taraflar açısından mutlak bir geçerlilik taşımamaktadır. Maddede öngörülen şartların varlığı halinde yüklenici, hâkimden sözleşmenin değişen şartlara uyarlanmasını isteyebilecektir.


Doktrinde kimi yazarlar tarafından iş sahibinin de irade sakatlığına ya da aşırı yararlanma hükümlerine dayanarak TBK 480/II’deki şartların gerçekleşmesi halinde hâkimin sözleşmeye müdahalesini talep edebileceklerini belirtmektedir[43].


Madde lafzından doğrudan yüklenici lehine bir düzenleme olduğu anlaşıldığından ve clausula rebus sic stantibus ilkesinin bir pozitif hukuk yansıması olduğundan kanaatimce iş sahibi doğrudan bu maddeye dayanamayacaktır. Yukarıda da belirtildiği üzere iş sahibi ancak irade sakatlığı, aşırı yararlanma ya da daha genel anlamda sözleşmenin uyarlanmasını istediği takdirde maddede belirtilen şartların kendi durumuna kıyasen uygulanmasını isteyebileceği kanaatindeyim.


Son olarak belirtmek gerekir ki TBK 480/II hükmü düzenleyici bir hüküm olup taraflarca aksinin kararlaştırılması mümkündür[44].


Yüklenici tarafından TBK 480/II’ye dayanılabilmesi için bir takım şartların varlığı gerekmektedir.


2.1.2.1.1. Başlangıçta Öngörülmeyen veya Öngörülüp de Taraflarca Göz Önünde Tutulmayan Hallerin Varlığı


Maddede belirtilen hallerin mutlaka mücbir sebep olması şart değildir. Bu olağanüstü hâl, deprem, inşaat yapılacak arazinin yapısının öngörülenden çok farklı olması gibi doğal bir olay olabileceği gibi savaş, aşırı enflasyon gibi olaylar da olabilir. Kural olarak bu olayın sözleşme sonrasında ortaya çıkması gerekmektedir. Sözleşme kurulduktan sonra yapılan bir yasa değişikliği buna örnek verilebilir. Fakat beklenmedik olay sözleşme kurulması sırasında da mevcut olabilir. Sözleşme öncesinde kazı alanı özen yükümlülüğüne uygun biçimde incelenmesine karşın işin yapılması sırasında aslında hiç de uygun olmayan çok sert bir yapısının olduğunun anlaşılması hali buna örnek verilebilir[45].


Bunun yanında beklenmeyen halin genel nitelikte olması (bir ülkenin ya da bölgenin tamamına sirayet etmesi, benzer işler üstlenen her basiretli kişiyi etkiler nitelikte olması), sürekli olması (uzun yıllara yayılan bir sözleşmede birkaç aylık bir hal olmaması) ve tarafların bu halin ortaya çıkmasına yabancı kalması gerekmektedir. İnşaata aşırı yağışların olduğu bir mevsimde başlayan taraf için şartın oluştuğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır[46].


Yine belirtmek gerekir ki olayın olağanüstülüğü ile öngörülemezliği çoğu zaman paralel ve birbiri ile ilişki içerisindedir. Olayın yüklenici tarafından öngörülemezliği değerlendirilirken somut yüklenicinin özellikleri, yetenek ve tecrübeleri de göz önünde bulundurularak objektif bir yükleniciden daha ağır bir değerlendirme de yapılması mümkündür[47].


Madde metninde de belirtildiği üzere taraflarca öngörülmesine karşın göz önünde tutulmayan olaylar da kapsama girmektedir. Federal Mahkemeye göre bu hallerde yüklenicinin önceden belirlenen bedelle bağlı tutulması dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacaktır[48]. Nitekim bu hal de doğrudan pacta sunt servanda ilkesinin bir istisnası olduğundan hâkim müdahalesi gerekecektir. Buna örnek olarak, yüklenicinin iş sahibinin verdiği (kimi zaman uzman raporuna dayalı) bilgiye güvenerek işe başlaması ancak durumun farklı olduğunun anlaşılması verilebilir. Bu halde tarafların işlem temelinde hataya düştüğünden de bahsedilebilir[49]


2.1.2.1.2. Ortaya Çıkan Olağanüstü Durumun Eserin Başlangıçta Anlaşılan Götürü Bedelle Tamamlanmasına Engel Olmalı ya da Aşırı Derecede Güçleştirmesi


            Meydana gelen olayın yüklenicinin ekonomik mahvına ya da iflasına yol açacak nitelikte olması gerekmemektedir. Buna karşın salt yüklenicinin işten kar edemeyecek olması da şartın gerçekleşmesi için yeterli değildir[50].


            O halde, ifa imkansızlığı da TBK 483’te düzenlendiğine göre burada meydana gelen olayın maliyet olarak eserin yapılmasını son derece güç kılması, başka bir deyişle aşırı bir ifa güçlüğü anlaşılmalıdır.


            Doktrinde hakim görüş, burada maliyetlerdeki artış nedeni ile yükleniciden eserinin tamamlamasını istenmesinin edimler arasındaki dengeyi bozacağı için dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği yönündedir[51]. Federal Mahkeme ve Yargıtay görüşü de bu yönde olup Federal Mahkemenin bir kararına konu olan olayda inşaat şirketinin 8.000 metreküp kayalık alan olarak tahmin ettiği bir arazinin aslında 17.000 metreküp olduğu ortaya çıktığından Mahkeme artık yüklenicinin ilk kararlaştırılan bedelle bağlı olmasını istemenin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını belirtmiştir[52].


2.1.2.1.3. Ortaya Çıkan Durum Yükleniciye İsnat Edilememelidir


Ortaya çıkan durum, yüklenicinin kusur ve ihmalinden doğmamış olmalıdır. Hatta, yüklenicinin verdiği kararlar ve hareketleri, bu kararlar yüklenicinin kusurlu sayılmasını gerektirmeyecek olsa dahi, ortaya çıkan durum yüklenicinin bu kararlarından kaynaklamışsa yine madde uygulama alanı bulmayacaktır.

2.1.2.1.4. Yüklenici Bu Haktan Vazgeçmemiş Olmalıdır


Yukarıda da belirtildiği üzere TBK 480/II hükmü düzenleyici bir hüküm olup tarafların aksini kararlaştırmaları mümkündür. Yani taraflar yapacakları anlaşma ile yüklenicinin bu hakkını tamamen ortadan kaldırabilecekleri gibi uygulanma şartlarını ağırlaştırabilirler. Fakat zaman zaman, iş sahibi tarafından sözleşmedeki kayıtların ileri sürülmesi dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edebilir[53]. Zira, kuralın mutlak biçimde uygulanmayacağında diretilmesi TMK 23/II anlamında yüklenicinin ekonomik kişilik haklarına aykırılık teşkil edebilir. Bu halde uygulama alanı çok sınırlı olsa da hâkimin hakkaniyet ve dürüstlük kuralı çerçevesinde sözleşmeye müdahale imkanının olduğunun kabulü gerekir[54].


Yine sözleşmenin yorumunda bu haktan vazgeçilme ihtimalini doğuran maddeler daraltıcı biçimde yorumlanmalıdır[55].


2.1.2.2. TBK 480/II Hükmünün Uygulanmasına Bağlanan Sonuçlar


TBK 480/II’de yükleniciye verilmiş olan uyarlama, dönme ve fesih hakları yarışan haklar olmayıp birbirini dışlayan haklardır. Bu sebeple ancak terditli olarak kullanılabilirler. Yani yüklenici öncelikle asli hakkı olan uyarlama talebinde bulunacak, bunun mümkün olmadığı hallerde dönme ya da fesih hakkını kullanabilecektir[56]

 

2.1.2.2.1. Yüklenicinin Uyarlama İsteme Hakkı


Uyarlama hakkı, değiştirici yenilik doğuran bir dava hakkıdır. Bedelin artırılması uyarlama bakımından uygulanabilecek yöntemlerden yalnızca biri olup sözleşme süresinin değiştirilmesi ya da edim kapsamının değiştirilmesi de uyarlama yöntemlerinden bazılarıdır[57].


Hâkim tarafından uyarlama yapılırken yüklenicinin karının iş sahibine yükletilmesi gibi bir algıya kapılınmaksızın yalnızca maliyet artışından kaynaklanan ve katlanılmaz hale gelen bedel farkının bir kısmının iş sahibine yükletilmesi gerekmektedir. Zira TBK 480/II hükmü yüklenici bakımından bir sigorta görevi görmemelidir[58].


2.1.2.2.2. Yüklenicinin Dönme veya Fesih Hakkı


Uyarlama şartlarının oluşmadığı veya karşı taraftan beklenemediği hallerde yüklenici fesih hakkını kullanabilecektir. Dönme hakkının kullanılması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecekse yüklenici dönme hakkını da kullanamayacak, ancak fesih hakkını kullanabilecektir.


Dönme ve fesih hakları, yalnız özel yenilik doğuran haklar olduğundan tek taraflı ve iş sahibine ulaşması gerekli irade beyanı ile kullanılabilir[59]. Eser sözleşmesi ani edimli bir sözleşme olarak kabul edildiğinden iş sahibinin sözleşmeden dönmesi hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceğinden dönme hakkının dürüstlük kuralına aykırı olması halinde yalnızca ileriye dönük sonuçlar doğurabilecek fesih hakkının kullanılabileceği kabul edilmiştir[60].


2.2.Yaklaşık Bedel


TBK 481 uyarınca taraflar bedeli yaklaşık olarak da belirleyebilirler[61][62]. Ücretin yaklaşık olarak tespit edildiği sözleşmeden açıkça anlaşılabileceği gibi işin niteliğinden de anlaşılabilir[63].  Taraflar sözleşmede en az 100.000-TL gibi asgari, en fazla 5.000.000-TL gibi azami bir miktar ya da +- %10 gibi bir oran gösterebilirler[64]. Bu halde de bedel yaklaşık belirlenmiş olur. Taraflar özellikle büyük yapı işlerinde yaklaşık bir ücret tespiti için keşif çalışması yapmakta ve keşif bedeli tespit edebilmektedirler[65].


Bedelin miktarını ispat yükü yüklenici üzerinde olup kendisinden dört unsuru ispat etmesi beklenmektedir. Birincisi, yüklenici tarafından iş sahibine teslim edilen eserin anlaşılan eser olduğudur. Eserin yapımı sırasında iş sahibi tarafından iş değişikliği talebi olmuş veya ek işler istenmiş ise yüklenici bunları da isteyebilecektir. Yine yüklenici tarafından eserin meydana getirilebilmesi için bir tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla yapmış olduğu acil işlerin bedeli de talep edilebilecektir[66].


İkinci unsur, eserin meydana getirilmesi için harcanan işçilik ve malzeme miktarı ile kullanılan makinelerin gördükleri iş miktarıdır. Üçüncü unsur, yüklenici tarafından bu iş miktarlarına karşılık ödenen ücret ve fiyatlardır. Bu tutarların gerçekten eserin meydana getirilmesi için zorunlu olması ve gerektiği miktarda kullanılmış olması gereklidir[67].


Dördüncü ve son unsur, yüklenicinin karı ile yönetim giderleridir. Zira her eser bir organizasyon gerektirmektedir. İşte bu bedellerin tamamının üzerine eserin yapıldığı yer ve zamanda geçerli bir kar oranı da belirlenerek toplandığı takdirde eserin bedeli tespit edilmiş olur[68].  TBK 481’e göre bu tutarlar eserin yapıldığı zamandaki değerlerine göre belirlenecektir.


2.2.1. Yaklaşık Bedelin Çok Aşılması Halinde Sözleşmeden Dönme


Yaklaşık bedelin iş sahibinin kusuru olmaksızın aşırı şekilde aşılacağı anlaşılırsa iş sahibi eserin meydana getirilmesi sırasında ya da sonrasında bildirim ve süre koşulları ile bağlı olmaksızın sözleşmeden dönebilir[69]. TBK 482’de[70] düzenlenen bu hal için bazı koşulların gerçekleşmesi gerekmektedir. Harcamalar yaklaşık bedelin aşırı üstünde olmalı, bu bedelin aşılmasında iş sahibinin kusuru olmamalı, yüklenici işi yaklaşık bedel ile yapmaktan kaçınmalı ve iş sahibini derhal bilgilendirmeli, iş sahibi aşırı derecedeki harcamaları açıkça veya zımnen kabul etmemiş olmalıdır[71]

 

2.2.2. İş sahibinin Arsası Üzerine Yapılan İnşaatlarda Bedel İndirimi veya Fesih


TBK 482/II uyarınca inşaat iş sahibinin arsası üzerinde yapılırken yaklaşık bedel aşırı derecede aşılırsa iş sahibi yükleniciyi iş devamdan alıkoyabilir ve tamamlanan kısım için hakkaniyete uygun bir bedel ödemek kaydı ile sözleşmeyi derhal feshedebilir.


Eser henüz tamamlanmamışsa, yükleniciyi işe devamdan alıkoyarak, tamamlanan kısım için hakkaniyete uygun bir bedel ödemek suretiyle sözleşmeyi feshedebilir.


2.3. Tarafların Bedel Miktarı Belirlememesi


Taraflar sözleşmede eserin karşılığının bir bedel olacağını kararlaştırmış fakat bedelin miktarını hiçbir şekilde belirlememiş olabilirler. Bu halde yine TBK 481 uyarınca yaklaşık bedelde olduğu gibi eserin yapıldığı yer ve yapıldığı zamana göre eseri değeri ve yüklenicinin giderine bakılarak bir bedel belirlenir. Eserin yapımı için gereken giderler ve genel yönetim giderlerinin bu işe düşecek payı belirlendikten sonra bunun üzerine uygun bir kar belirlenerek bu bedelin yükleniciye ödenmesi gerekir[72].


3.Bedelin Muaccel Olması


TBK 479’a göre iş sahibinin bedel ödeme borcu eserin teslimi anında muaccel olur. Hüküm emredici olmayıp aksine düzenleme yapılması mümkündür[73]. Kanun hükmü iş görme sözleşmelerine uygun olarak karşılıklı edimlerin aynı anda ifası kuralına bir istisna getirmekte olup eserin teslimine üstün önem atfedilmiştir. Yüklenici kendi borcunu ifa etmeden bedel ödenmesi talebinde bulunursa iş sahibi yükleniciye karşı ödemezlik def’i ileri sürebilir[74].  

Eserin teslimi ile bedel muaccel olur. Ayıplı eserin tesliminin bedelin muaccel olmasına engel olup olmayacağı ise doktrinde tartışmalıdır. Bununla birlikte eserin ayıplı olarak teslimi halinde bedel muaccel olsa dahi iş sahibinin TBK 97’ye dayanarak ödemezlik def’i ileri sürebileceği kabul edilmektedir[75]. Bu halde ayıp giderilinceye veya eksikler tamamlanıncaya kadar iş sahibi bu kısımlara karşılık gelen bedeli ödemekten kaçınabilir[76].


            Eserin teslim edildiğini ispat yükü yüklenicidedir. TBK 479/II uyarınca, eserin parça parça teslim edileceği ve ücretin de parça parça ödeneceği kararlaştırılmışsa her parçanın bedeli teslimi anında muaccel olur. Aksi halde eser son parçanın teslimi ile teslim edilmiş olacağından bedel son parçanın teslimi halinde muaccel olur[77]


Bedel muaccel olmasına karşın iş sahibi tarafından bedel ödenmez ise yüklenici TBK 125’ten kaynaklanan seçimlik haklarını kullanarak genel temerrüt hükümlerine göre hareket edecektir, zira kanun koyucu eser sözleşmesi için özel hükümler öngörmemiştir. Zamanaşımı bakımından ise TBK 147/6 uygulanır[78].


III.          İŞ SAHİBİNİN DİĞER YÜKÜMLÜLÜKLERİ


TBK, iş sahibinin borçları başlığı altında yalnızca bedel ödeme borcunu düzenlemiştir. Buna karşın iş sahibinin asli edim yükümlülüğü olan bedel ödemenin yanında, eserin anlaşmaya uygun biçimde meydana getirilip iş sahibine teslim edilebilmesi için, iş sahibinin birlikte hareket etmesi, sonra da ifayı kabul etmesi gerekmektedir.


İşte iş sahibi katılma yükümlülükleri olarak adlandırılan bu yan edim yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde, alacaklının temerrüdü hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu yükümlülüklerin niteliği doktrinde tartışmalı olup Yargıtay tarafından bunların borç niteliğinde olduğu kabul edilmektedir[79]. Bu yükümlülüklere borç olma özelliği atfedildiği takdirde, bağımsız bir dava olarak ileri sürülebilme ve ihlali halinde yüklenicinin tazminat talep edilebileceği kabul edilmektedir[80].


1.İş Sahibinin Birlikte Hareket Etme Yükümlülüğü


Çoğu zaman yüklenicinin sözleşmeye uygun bir eseri zamanında meydana getirebilmesi, iş sahibinin birlikte hareket etme yükümlülüğünü ifasına bağlıdır. Örneğin yüklenici tarafından taşınmaz inşası üstlenilen bir sözleşmede yapı ruhsatının temin edilmesi, plan ve projelerin yükleniciye verilmesi, arsanın hukuken ve fiilen inşaat yapmaya elverişli olması bu yükümlülüğün kapsamında değerlendirilir[81]. TBK bu konuda açık bir düzenleme yapmamıştır. Buna karşın TBK m. 472/3, TBK m.473/1, TBK m. 477/2-3, TBK m. 476, TBK 483/1, TBK m. 483/2, TBK m. 484 ve TBK 485 iş sahibinin yüklenici ile birlikte hareket etmemesi halinde uygulama alanı bulabilecektir.


İş sahibinden kaynaklanan bir sebeple eser ayıplı meydana gelmiş ise buna iş sahibi katlanmak zorundadır (TBK 472/III)[82]. Örneğin inşaat sözleşmelerinde iş sahibince hazırlatılan inşaat projelerinde hata olması ve bu hataların ayıba yol açması halinde yüklenici üzerine düşen ihbar külfetini yerine getirmek kaydı ile sorumlu olmaz[83].


Yine iş sahibinin yetkili temsilcisi tarafından verilen talimatlar ya da iş sahibinin yardımcı kişisi tarafından verilen talimatlar nedeni ile bir ayıp meydana gelirse bu halde TBK 116 kıyasen uygulanmak sureti ile iş sahibinin sorumluluğuna gidilebilir (TBK 476)[84].


1.1.Eserin Yok Olması


TBK 483/II gereği iş sahibinden kaynaklanan bir nedenle eser yok olursa yüklenici yaptığı işin değerini ve bu değere girmeyen giderlerin ödenmesini isteyebilecektir. İş sahibi bu anlamda yardımcı kişilerin fiillerinden de sorumlu olup yüklenici yalnızca eserin iş sahibinin birlikte hareket etme yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeni ile yok olduğunu ve kendisinin gerekli bildirimleri zamanında yaptığını ispat edecektir. İş sahibi yapılmış ve yok olan kısmın karşılığını ve kusuru var ise yüklenicinin sözleşmenin sona ermesi nedeni ile uğradığı zararını karşılamakla yükümlü olacaktır[85].


1.2. İş Sahibi Yüzünden İfanın İmkansızlaşması


TBK 485, ifanın iş sahibi sebebi ile ilgili beklenmemdik bir olay sebebi ile imkansızlaşması halinde yükleniciyi sözleşmeye devam etmekten koruma amacı taşımaktadır. İmkânsızlık, sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan sürekli ve objektif bir imkansızlıktır. Eserin meydana getirileceği arsada imar izninin verilmemesi, imar yasağının bulunması ya da arsanın kamulaştırılması bu hallere örnek verilebilir[86].


İş sahibi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi sonrasında yapı ruhsatına müracaat etmez, yükleniciye de bu işlemlerin yapılması için vekaletname vermez, bu esnada da arsanın içinde bulunduğu imar planı değişir ve arsa yeşil alan ilan edilir yahut imalat metrekaresi azaltılırsa bu halde imkansızlıktan söz edilir. Yüklenici, yaptığı işin değerini ve giderlerini isteyebilir. İş sahibi kusurluysa, yüklenici karı dahil müspet zararını talep edebilir[87].  


2.     İş Sahibinin Eseri Teslim Alma Yükümlülüğü ve Kabul


Teslim ve kabul ayrı hukuki kavramlardır. Bu sebeple eserin salt teslimi yüklenicinin sorumluluktan kurtulduğu anlamına gelmez. Sorumluluktan kurtulma ancak iş sahibinin örtülü ya da açık kabulü ile meydana gelir[88]. İş sahibi eser üzerinde hakimiyet sağladığında teslim gerçekleşmiş olur[89].


Bazı eser sözleşmelerinde teslimin gerçekleşmesi için alacaklının (iş sahibinin) da katılımı gerekmektedir. Türk/İsviçre hukukunda hâkim olan görüşe göre işin üzerinde yapıldığı mal zaten iş sahibinin mülkiyet ve zilyetliğinde ise teslimde iş sahibine gerek olmaksızın eserin tamamlandığının bildirilmesi ile gerçekleşir[90]


Eserin teslim alınmaması halinde yüklenici alacaklının temerrüdü hükümlerine başvurabilir.


Kabul ise, iş sahibinin ayıptan doğan haklarının sona ermesi ve yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğunu ortadan kaldıran bir irade beyanıdır. Kabul ile iş sahibi yüklenici tarafından teslim edilen eserin teslim anındaki hali ile benimsendiğini gösterir[91]. Eserin kabulü TBK’da bir şekil şartına bağlanmamış olup yalnız TBK 477/II’de açık ayıplar bakımından, TBK 477/III’te ise gizli ayıplar bakımından kabul kanundan dolayı gerçekleşir[92]. Doktrinde bu haller örtülü kabul olarak nitelendirilmektedir. Yargıtay da bunun kabule ilişkin kesin bir karine olduğunu ifade etmektedir[93]

 

3.     İş Sahibinin Eseri Muayene ve Ayıpları Bildirme Külfeti


İş sahibinin ayıba tekeffülden kaynaklanan haklarını düzenleyen TBK 474[94] “Ayıbın Belirlenmesi” başlığını taşımaktadır. Buna göre, iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca kısa sürede bizzat ya da uzman kişi yardımıyla gözden geçirmekle ve varsa ayıpları yükleniciye bildirmek zorundadır[95]. TBK 474/II[96] uyarınca iş sahibi ayıpların tespit edilmesini Sulh Hukuk Mahkemesinden de isteyebilir.


İş sahibi tespit edilen bu açık ayıpları süresi içerisinde yükleniciye bildirerek teslimden itibaren başlamış olan zamanaşımı süresi içerisinde TBK 475’teki[97] seçimlik haklarını kullanabilir. İşte iş sahibi süresi içerisinde gözden geçirme ve ayıpları yükleniciye bildirme külfetini yerine getirmezse, bu seçimlik haklarını kaybetmiş olur. Bu haklar, sözleşmeden dönme, bedelde indirim ve onarım isteme haklarıdır[98].


Ayıp bildirimi niteliği itibari ile bir def’i olup hâkim tarafından re’sen dikkate alınamaz, yüklenici tarafından ileri sürülmesi gerekir[99]. Ayıp bildirimi hukuki işlem benzeri olduğundan tanıkla dahi ispat edilebilir[100].


Açık ayıp ve gizli ayıp farkı çalışmamızın konusu olmadığından burada ayrımlarına değinilmeyecektir. Şayet eserdeki ayıp gizli ayıp ise bu halde derhal ihbarı gerekmektedir[101].


4.     İş Sahibinin Malzeme Sağlama Yükümlülüğü


Türk Borçlar Kanunu'nda eser sözleşmesi kapsamında malzemenin hangi tarafça temin edileceğine dair açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu boşluk, öğretide farklı biçimlerde doldurulmaya çalışılmaktadır. Bir kesim, taraflarca aksi kararlaştırılmamış olmak kaydıyla, yüklenicinin araç ve gereç sağlamakla yükümlü olduğunu öngören TBK m. 471/son hükmünün malzemeyi de içine alacak şekilde yorumlanması gerektiğini savunmaktadır. Buna karşılık farklı bir yaklaşım, TBK m. 472/I'de geçen "malzeme iş sahibi tarafından sağlanmışsa" ibaresini ve TBK m. 472/III hükmünün mefhum-u muhalifini esas alarak, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı sürece malzeme temininin asıl olarak iş sahibinin yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşmaktadır. Öğretide benimsenen üçüncü bir görüş ise TBK m. 472/I hükmünü farklı bir perspektiften ele almakta ve söz konusu maddenin malzemenin yüklenici tarafından sağlanacağı yönünde yorumlanması gerektiğini öne çıkarmaktadır[102].


Kanaatimize, madde metninden bir kural çıkarmak mümkün olmayıp şayet taraflar kimin malzeme sağlamakla yükümlü olduğunu kararlaştırmamış ise, somut olayın özelliklerine göre bir çıkarım yapmak gerekir. Zira olayın özelliklerinden, örneğin bir arabanın iç döşemesinin yenilenmesi konusunda bir eser sözleşmesi yapılması halinde malzemeyi yüklenicinin sağlayacağının kabulü gerekir[103]. Çünkü bu halde döşemeyi iş sahibinin temin etmesi beklenemez.


Belirtmek gerekir ki bu hükümde bahsi geçen malzeme kavramı ile TBK 471’de düzenlenen araç ve gereç kavramları farklı kavramlardır. Malzeme, inşaatın meydana getirilmesi için yüklenicinin kullanmak zorunda olduğu maddi şeylerdir. Malzeme inşaatın yapısına girip yapı ile bütünleşir, buna karşın araç ve gereç bağımsız varlıklarını sürdürür[104]. Yani, çimento, kum gibi unsurlar malzeme; testere, vinç gibi unsurlar ise araç ve gereç kapsamına girer[105].


Şayet malzemenin iş sahibi tarafından sağlanacağı kararlaştırıldı ise, iş sahibi malzemenin cisini ve miktarını sözleşmenin konusuna uygun olarak seçmelidir[106]. Ayrıca malzemelerin yükleniciye zamanında teslim edilmesi gerekmektedir. Zira aksi halde yüklenici işe zamanında başlayamayacak ve bitiremeyecek; bu halde de iş sahibinin TBK 473’ten kaynaklanan hakları sekteye uğrayabilecektir, çünkü bu halde gecikme iş sahibinden kaynaklanan bir sebebe dayanmaktadır.


Yine TBK 472/2 ve 472/3 uyarınca malzeme iş sahibi tarafından sağlanmışsa yüklenici kendisine verilen malzemeyi özenle kullanmakla, hesap vermekle ve artanı geri vermekle yükümlüdür[107]

 

SONUÇ


Eser sözleşmesinde iş sahibinin bedel ödeme dışındaki yükümlülükleri, ikincil nitelikte değerlendirilmekteyse de çalışmamda değinildiği üzere kimi zaman sözleşmenin ifası bakımından hayati role sahiptir. Nitekim eser sözleşmesinin eserin ayıpsız bir şekilde ve zamanında meydana getirilebilmesi yalnızca yüklenicinin edimini gereği gibi yerine getirmesine değil, aynı zamanda iş sahibinin de ifaya katılma yükümlülüklerini eksiksiz ifa etmesine bağlıdır.


Bu bağlamda, iş sahibinin asli edim yükümlülüğü olan bedel ödeme borcu, sözleşmenin ivazlı yapısının temelini oluşturmakta; bedelin türü, belirlenme şekli ve muacceliyetine ilişkin düzenlemeler ise taraflar arasındaki ekonomik dengeyi doğrudan etkilemektedir. Özellikle götürü bedel türünde TBK m. 480/II ile getirilen istisna ile edimler arasındaki denge korunmaya çalışılmıştır.


Öte yandan, iş sahibinin birlikte hareket etme, eseri teslim alma, muayene ve ayıpları bildirme gibi yükümlülükleri, şayet taraflarca kararlaştırıldı ise malzeme sağlama borcu, her ne kadar nitelikleri öğretide tartışmalı olsa da eserin meydana getirilebilmesi için hayati önem taşımaktadır.


Bu çerçevede varılan temel sonuç, eser sözleşmesinde iş sahibinin bedel ödeme borcu dışındaki yükümlülüklerinin de tali değil, menfaatler ve yükümlülükler dengesinin kurulması ve korunması bakımından asli nitelikte olduğudur. Dolayısıyla, uygulamada ve öğretide bu yükümlülüklerin dar yorumlanması yerine, sözleşmenin bütünlüğü ve dürüstlük kuralı çerçevesinde geniş ve işlevsel bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde eser sözleşmesinin taraflar arasında adil ve sürdürülebilir bir hukuki ilişki kurma amacına hizmet etmesi mümkün olacaktır. 

 

KAYNAKÇA

 

ALTAŞ, Hüseyin, Eserin Teslimden Önce Telef Olması, (Ankara, 2002)

AKTAN, Hamza, "İstisnâ‘", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/istisna--akit (Erişim Tarihi: 21.03.2026)

ARDIÇ, Azmi, “Eser Sözleşmesinde İş Sahibinin Birlikte Hareket Etme Yükümlülüğü (Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2016),

ATEŞ, Derya, TURGUT AKINTÜRK, Borçlar Hukuku . Beta Yayınları . 29. Baskı Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş. İstanbul

EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, (Ankara: Yetkin Basımevi, 5. Baskı, 2019)

EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, (Ankara: Yetkin Basımevi, 7. Baskı, 2019)

KÜFTEOĞLU, EKİM SU. "İnşaat sözleşmesinde ayıbın iş sahibinden kaynaklanması." Yüksek lisans tezi, Bahçeşehir Üniversitesi, 2020

PAKET, Sabure, “Eser Sözleşmesinin İfasında Kabul” (Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019)

SELİÇİ, Özer, İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Sorumluluğu, (İstanbul, 1976)

SELİMOĞLU, Yaşar Engin, Eser Sözleşmesi, (Ankara: Adalet Yayınevi. 5. Baskı, 2021)

ŞENOCAK, Zarife, Eser Sözleşmesinde Ayıbın Giderilmesini İsteme Hakkı, Ankara 2002

ÜREM, Müge. Eser Sözleşmesinde Erken Dönme: Yüklenicinin İşe Zamanında Başlama ve İşi Gecikmeksizin Yürütme Borcuna Aykırılığın Sonuçları (TBK m. 473/I). İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017.

YAVUZ, Cevdet, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), (İstanbul: Beta Basın Yayın Dağıtım A.Ş. , 16. Baskı, 2019)


[1] Yaşar Engin SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, (Ankara: Adalet Yayınevi. 5. Baskı, 2021), s. 27

[2] Hamza AKTAN, "İstisnâ‘", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/istisna--akit (Erişim Tarihi: 21.03.2026)

[3] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, 27

[4] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, (Ankara: Yetkin Basımevi, 7. Baskı, 2019), s. 591-592

[5] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), (İstanbul: Beta Basın Yayın Dağıtım A.Ş. , 16. Baskı, 2019) s. 543

[6] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 592

[7] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 543

[8] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 543

[9] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 592

[10] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s.592

[11] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 42

[12] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 595

[13] Tercier/Favre ve diğerleri, Les contrats speciaux, (Geneve/Zurich/Bâle: éd.4, 2009) , N. 4208 (Esere ulaşılamamıştır)

[14] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 42

[15] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 596

[16] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 44

[17] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 597

[18] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 603

[19] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 545

[20] Yargıtay 15. H.D. 30.09.2019 4146-3690: “Taraflar arasında TBK’nın 470. ve devamı maddeleri gereğince eser sözleşmesi söz konusu olup bedel kararlaştırılmamıştır. TBK’nın 481. Maddesi gereğince eserin bedeli önceden kararlaştırılmamış ise yapıldığı yer ve zamandaki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi gerekir.”

[21] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 602

[22] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 545

[23] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 43

[24] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 43

[25] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 572

[26] Derya Ateş, TURGUT AKINTÜRK, Borçlar Hukuku, (İstanbul: Beta Basın Yayın Dağıtım A.Ş., 29. Baskı, 2020), s. 307

[27] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 664

[28] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 665

[29] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 665

[30] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 573

[31] Yargıtay 23. H.D. 29.03.2013 gün ve 6711 – 2009: “…Taraflar arasında imzalanan 30.01.2006 tarihli düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin varlığı ve geçerliliği çekişme konusu değildir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türü olup, kural olarak, arsa sahibi bu sözleşme ile yüklenicinin yapacağı inşaat karşılığı arsa veya arsa payı devrini, yüklenici de sözleşmeye göre üstlendiği işi tamamlayıp teslim etmeyi taahhüt eder. Bu hâliyle, bu sözleşmeler “götürü bedelli” nitelik taşımaktadır. (…) Kural olarak, yüklenici üstlendiği işi, kararlaştırılan fiyata yapmaya mecbur olup, tahmin edilenden daha fazla emek ve masrafı gerektirse dahi, fiyatın arttırılmasını isteyemez. Ancak bu hüküm emredici değil, düzenleyici nitelikte olup, bilindiği üzere, taraflar düzenleyici hüküm dışında anlaşma yapabilirler. Somut olayda da, dava konusu sözleşmenin 13. maddesi ile arsa sahiplerine ait bağımsız bölümler için yüklenicinin keseceği faturadan dolayı çıkacak KDV’nin arsa sahiplerince ödeneceği kararlaştırılmıştır. Nitekim davacı yüklenici şirket de, buna istinaden icra takibine konu yaptığı faturayı düzenlemiş ve davalı arsa sahibinden faturaya ilişkin KDV’nin ödenmesini istemiştir…”

[32] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 666-667

[33] TBK m. 480/III: Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür.

[34] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 238

[35] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 667

[36] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 239

[37] Yargıtay 15. HD 10.02.2014 gün ve 35 – 784: “...Götürü bedelli işlerde, yüklenicinin hak ettiği imalât bedeli ya da iş sahibinin fazla ödemesi olup olmadığı veya somut olayda olduğu gibi bu iş sebebiyle verilen çeklerin bedelsiz kalıp kalmadığının tespiti için öncelikle işin tamamının kapsamı belirlenip yapılan imalâtın işin bütününe göre gerçekleşme oranının saptanıp, bu oranın götürü bedele uygulanmak suretiyle hak edilen iş bedelinin hesaplanması ve kanıtlanan ödemelerle karşılaştırılmak suretiyle bedelsiz kalan çek miktarı, fazla ödeme ya da kalan iş bedelinin bulunması gerekmektedir...”

[38] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 574

[39] Yaşar Engin SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 244

[40] Yargıtay 15 HD 09.07.2012 gün ve 1571 – 5222 sayılı kararı: “...Yanlar arasındaki sözleşmenin 9.2’nci maddesi hükmünde, sözleşme ekleri gösterilmiş ve sözleşme eki olarak kabul edilen Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. maddesi gereğince, yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri, idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunu “idareye verilen...tarihli dilekçesinde yazılı itirazı kayıtla” cümlesini yazarak imzalaması gerekir. Eğer, yüklenicinin hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar, yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa, hakedişin kendisine ödendiği tarihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazını dilekçeyle idareye bildirmek zorundadır. Yüklenici, itirazlarını bu şekilde bildirmediği takdirde, hakedişleri olduğu gibi kabul etmiş sayılır. Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. maddesi hükmündeki bu düzenleme “delil sözleşmesi” niteliğinde olup, uyuşmazlığın çözümünde anılan şartname hükümlerinin uygulanması zorunludur. Delil sözleşmesi “kesin delil” niteliğindedir ve taraflar ile mahkemeyi bağlar. Hâkimin, bu hususu doğrudan gözetmesi zorunludur. Hakedişlere usulüne uygun şekilde itiraz edilmemesi veya hiç itirazda bulunulmaması hakkın düşmesi sonucunu doğurur. Somut olayda da; yüklenici şirketi temsile yetkili A.E.B., 06.09.2007 tarihinde ceza kesintisinin yapıldığı 6 numaralı ara hakedişi itirazı kayıtla imzalamış ise de, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. maddesi hükmüne uygun şekilde itiraz dilekçesini sunmamıştır. Bu sebeple, kesintinin yapıldığı ara hakediş kesinleşmiştir. O hâlde; mahkemece, yukarıda gösterilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir...”

[41] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 668

[42] TBK 480/II: Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir.

[43] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 669 (Gauch ve Tercier/Favre/Carron)

[44] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 576-577

[45] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 671

[46] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 575-576

[47] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 672

[48] A.g.e , s.672

[49] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 672

[50] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 576

[51] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 674

[52] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 674,, BGE 113 II 513

[53] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 577

[54] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 675

[55] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 675

[56] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 677

[57] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 579

[58] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 678

[59] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 679

[60] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 680

[61] TBK 481: Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.

[62] Yargıtay 15. HD 03.03.2015 tarih 2681 1102: “Sözleşmenin 3. Maddesinde iş-eser bedeli yaklaşık olarak (331.404,75-TL olarak kararlaştırılmış; ancak, tesislerin ikmalini müteakip tapılacak kat’i bedellerin geri ödemeye esas olacağı açıklanmıştır.

Yanlarca önceden kararlaştırılmamış veya yaklaşık olarak kararlaştırılmış olan eser bedeli, yapıldığı somut olayda ikmal edilip teslim edildiği zamandaki serbest piyasa fiyatlarına göre, bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla yapılacak inceleme sonucu mahkemece belirlenir.” 

[63] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 579

[64] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 681

[65] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 579

[66] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 681-682

[67] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 682

[68] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 683

[69] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 262

[70] TBK 482: “Başlangıçta yaklaşık olarak belirlenen bedelin, işsahibinin kusuru olmaksızın aşırı ölçüde aşılacağı anlaşılırsa işsahibi, eser henüz tamamlanmadan veya tamamlandıktan sonra sözleşmeden dönebilir.”

[71] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 262-263

[72] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 688

[73] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 580

[74] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 689

[75] Yavuz, Acar ve Özen, Borçlar Hukuku Dersleri, s. 581

[76] Zarife ŞENOCAK, Eser Sözleşmesinde Ayıbın Giderilmesini İsteme Hakkı, (Ankara, 2002), s. 246-247

[77] EREN, Özel Hükümler, (7. Baskı), s. 690

[78] Yargıtay tarafından Yapım İşleri Genel Şartnamesi eser sözleşmesinin eki ise beş yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı bakımından, kesin kabulün onay tarihi ile kesin hesabın onay tarihlerinden hangisi daha sonra ise onun esas alınacağı ifade edilmektedir. Yargıtay 15. HD 08.10.2019 258-3825: “Taraflar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesi olup Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa göre yapılan sözleşmelerde Dairemizin istikrarlı uygulamasına göre zamanaşımı kesin kabulün onay tarihi ile kesin hesabın onay tarihlerinden hangisi sonra ise o tarihten başlar ve 5 yıldır.”

[79] Azmi Ardıç, “Eser Sözleşmesinde İş Sahibinin Birlikte Hareket Etme Yükümlülüğü” (Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2016), s. 59-60

[80] Sabure PAKET, “Eser Sözleşmesinin İfasında Kabul” (Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019), s.51

[81] Ardıç, Eser Sözleşmesinde İş Sahibinin Birlikte Hareket Etme Yükümlülüğü, s. 23

[82] TBK 472/III: “Eser meydana getirilirken, işsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur.”

 TBK 476: “Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz.”

[83] Ardıç, Eser Sözleşmesinde İş Sahibinin Birlikte Hareket Etme Yükümlülüğü, s. 304

[84] Özer SELİÇİ, İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Sorumluluğu, (İstanbul, 1976), s.192

[85] Ardıç, Eser Sözleşmesinde İş Sahibinin Birlikte Hareket Etme Yükümlülüğü, s.313

[86] Ardıç, Eser Sözleşmesinde İş Sahibinin Birlikte Hareket Etme Yükümlülüğü, s.321

[87] Azmi Ardıç, Eser Sözleşmesinde İş Sahibinin Birte Hareket Etme Yükümlülüğü, s. 325

[88] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 169

[89] Sabure PAKET, “Eser Sözleşmesinin İfasında Kabul” (Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2019), s.64

[90] Hüseyin ALTAŞ, Eserin Teslimden Önce Telef Olması, (Ankara, 2002), s. 84

[91] Paket, Eser Sözleşmesinin İfasında Kabul, s. 97-99

[92] Paket, Eser Sözleşmesinin İfasında Kabul, s. 100

[93] Yargıtay 15. H.D. 09.11.1973, 210-208: “(…) gözden geçirme (muayene) işleminin yapılmaması ve bozuklukların haber verilmemesi sonucu olarak, meydana getirilen eserin (dava konusu dairelerin) kabul edilmiş sayılacağına ilişkin hukuki karine kesin olup, bu karinenin karşıt (mukabil) bir delille çürütülmesi mümkün değildir.” 

[94] TBK 474: “İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.”

[95] Yaşar Engin SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 174

[96] TBK 474/II: “Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.”

[97] TBK 475: “Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.

2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.

3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme.

İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.

Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz.”

[98] SELİMOĞLU, Eser Sözleşmesi, s. 175

[99] Paket, Eser Sözleşmesinin İfasında Kabul, s. 207

[100] Yargıtay 15. H.D. 23.03.2009 2057-1644: “(…) Ayıplı işlerle ilgili olarak; açık ayıplar yönünden teslimden itibaren makul sürede, gizli ayıplar yönünden de ayıbın ortaya çıkmasından itibaren derhal yükleniciye ayıp ihbarında bulunulması zorunludur. Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre, ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp, süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.02.1979 gün 1977/11-393 Esas 1979/80 Karar; Dairemizin 06.02.2002 tarih 2001/4689 E. 2002/546 K. sayılı ilamları)”

Yargıtay 15 H.D. 19.03.2012 4254-1689: “(…) Gerçekten de ayıp ihbarının yapıldığı hususunun ispatı, eser sözleşmesi tacirler arasında kurulu olsa dahi herhangi bir şekle tabi olmayıp ihbar da bir hukuki işlem değil hukuki işlem benzeri bir fiil olmakla her türlü delille ısbatı mümkün bulunmaktadır.”

[101] Yargıtay 15. H.D. 15.12.2011 1648-7580: “(…) Hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda geoblok duvarlarda oturma, çatlak ve kırılmalar meydana gelmiş olup bunların gizli ayıp niteliğinde olduğu ve giderilmesi bedelinin 7.797,39-TL olduğu hesaplanmış ise de (...) ayıbın sonradan meydana çıkması halinde iş sahibinin bunun öğrenir öğrenmez derhal yükleniciye ayıp ihbarında bulunmak zorunda olduğu, davalı yanca icra takibine itirazında ve davaya cevap dilekçesinde dahi ayıplı imalat savunulmasında bulunulmadığı gibi, gizli ayıbın ortaya çıkmasından itibaren derhal ayıp ihbarında bulunulduğu da ileri sürülüp kanıtlanmadığından hesaplanan yüklenicinin kalan alacağının ayıp nedeniyle indirim yapılmaksızın hüküm altına alınması gerekirken bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi de usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.”

[102] Müge Ürem, Eser Sözleşmesinde Erken Dönme: Yüklenicinin İşe Zamanında Başlama ve İşi Gecikmeksizin Yürütme Borcuna Aykırılığın Sonuçları (TBK m. 473/I) (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2017), s.38

[103] Ürem, Eser Sözleşmesinde Erken Dönme, s. 39

[104] EREN, Özel Hükümler, (5. Baskı), s. 618

[105] Ekim Su KÜFTEOĞLU, "İnşaat Sözleşmesinde Ayıbın İş Sahibinden Kaynaklanması." Yüksek lisans tezi, Bahçeşehir Üniversitesi, 2020, s. 99

[106] EREN, Özel Hükümler, (5. Baskı), s. 617.

[107] Ürem, Eser Sözleşmesinde Erken Dönme, s.41

Yorumlar


Bu internet sitesinde yer alan yazılar yalnız bilgilendirme amacı taşımaktadır. Yer alan hiçbir ibare, hizmet ilişkisi ya da vekil-müvekkil ilişkisi kurulması amacı taşımamaktadır. Reklam yasağını delme ve iş sağlama amacı taşımadığı gibi içeriği de Avukatlık Kanunu ve Meslek Kurallarına uygun biçimde düzenlenmiştir. Hiçbir içerik, site sahiplerinin yazılı muvafakati olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, başka mecralarda kullanılamaz ve basılamaz. İçeriklerin avukat yardımı olmadan kullanılmasından doğabilecek zararlardan site sahipleri sorumlu tutulamaz. 

© 2026 Sezgit Hukuk - Av. Kaan SEZGİT

bottom of page