YARGITAY KARARLARI DOĞRULTUSUNDA TBK’NIN 100. MADDESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ


TBK M. 100 VE UYGULAMALARDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR


818 sayılı Eski Borçlar Kanunu’nun 84.maddesi, “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir


Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir.” şeklinde düzenlemeye sahipti.


01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.100 hükmü ise Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz. Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir.” şeklindedir.


TBK m.100 hükmü ilk bakışta lafzı itibariyle borçlunun lehine görülebilir. Ancak Kanun Koyucunun TBK m.100 hükmünün her iki fıkrası ile korumak istediği kişi aşağıda göreceğimiz üzere maddenin ruhu göz önüne alındığında aslında alacaklıdır.


TBK 100 düzenlemesinin alacaklıya tanıdığı yetkiye göre alacaklı borcun tamamı belli ve muaccel ise kısmi ifaya razı olmak zorunda değildir. Alacaklının kısmi ifayı reddi, temerrüdüne sebebiyet vermeyecektir.


Bunun yanında, madalyonun diğer yüzünden bakmak gerekirse, alacaklı belli ve muaccel olan bir borç için kısmi ifayı bir zararı olmaksızın reddedebilecekken, borçluyu zarara uğratmaksızın reddetmemiş ise alacaklının bu tavrı karşısında yapılan kısmi ödemenin anaparadan düşülmesi alacaklı bakımından hakkaniyete uygun olmayan sonuçlara sebep olacaktır.


TBK m.100/I hükmü, borçlu gider ve faiz borcunu ödemede gecikmişse, kendisi anaparanın (ana borcun) tamamını ödemeyi teklif etmiş olsa dahi, yani TBK m.84 anlamında kısmi ifa teklifinde bulunmamış olsa bile, yapacağı ödemeyi ana borca saydırmak istese, alacaklı itirazda bulunarak artık borçlu tarafından yapılan ödemeyi ana borç yerine gecikmiş faiz veya gider borcuna saymak yönünde bir seçimlik yetkiye sahiptir.


BU NEDENLE TBK M.100’ÜN KENAR BAŞLIĞI VE BİRİNCİ FIKRASINDA GEÇEN “KISMEN YAPILAN ÖDEME”, TBK M.84’E PARALEL BİR ŞEKİLDE “ANA BORCUN BİR KISMININ ÖDENMESİ” OLARAK OKUNAMAZ. AKSİNE, ANA BORÇ VE GECİKMİŞ FAİZ VE GİDER BORCU TOPLAMINDAN OLUŞAN “TAM BORÇ” TUTARININ ALTINDA KALAN HER BİR ÖDEME TBK M.100/I ANLAMINDA KISMEN YAPILAN ÖDEMEDİR.


Uygulamada, yapılan takiplerde de TBK 100. Madde gereği mahsup edilecek kaydı konulmaktadır.


Bununla ilgili; YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ, E. 2018/7611, K. 2018/12418, T. 28.11.2018 ilamında;

‘Bu durumda, borçlunun ödemesi takipten sonraki ödeme olup, kısmi ödeme olduğundan, TBK'nun 100. maddesi gereğince, öncelikle işlemiş faiz, icra vekalet ücreti ve takip masraflarından düşülerek icra müdürlüğünce bakiye borç hesabında dikkate alınacaktır.’


TBK m.100/I anlamında “gecikme” ise “borcun muacceliyetinin gerçekleşmesi, vadesinin gelmesi” anlamına gelir. ; alacaklının borçludan borçlanılan edimi talep ve dava yetkisi vade/muacceliyet ile doğmuş kabul edilir.


Faiz ve gider borcu muaccel ise alacaklı kabul etmedikçe, yapılan kısmi ifa, ana borçtan mahsup edilmez.


BORÇLU TARAFINDAN YAPILAN KISMİ ÖDEME FAİZ VE GİDER ALACAĞININ TÜMÜNÜ KARŞILAMAYA YETMİYORSA MAHSUP ÖNCELİĞİ NASIL OLMALIDIR?


Bu durumda doktrindeki baskın görüş “en uzaktakinden daha yakına” ilkesinden hareketle ilk mahsup giderlerden yapılır, sonraki mahsup faizden; en son ana borca sıra gelir.

Yargıtay ise mahsubun öncelikle giderden değil, faizden yapılacağını kabul etmektedir.


Y.7.HD., E. 2010/954, K. 2010/2699, T. 4.5.2010, ilamında;

‘…Borçlar Kanununun 84. maddesi hükmünde borçluya, faiz veya giderleri ödemede gecikme halinde , kural olarak yapılan kısmi ödemenin öncelikle işlemiş faiz borcuna mahsup edilmesi zorunludur. Bu kuralın taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce resen dikkate alınması ve kısmi ödemenin öncelikle işlemiş faiz borcundan mahsup edilmesi gerekir.’ denilmektedir.