KONUT VE ÇATILI İŞYERİ KİRA SÖZLEŞMESİNİN DAVA YOLU İLE SONA ERDİĞİ HALLER
- Av. Kaan SEZGİT
- 1 gün önce
- 19 dakikada okunur

GİRİŞ
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”), konut ve çatılı işyerlerine ilişkin kira sözleşmelerinin, konunun hassasiyetine ve zayıf konumda olan kiracının korunması amacına binaen ayrı bir bölüm altında düzenlemiştir.
TBK’da konut ve çatılı işyerlerine ilişkin kira sözleşmeleri, bildirim yolu ile ve dava yolu ile olmak üzere iki farklı şekilde sona erdirilebilir. Çalışmamızda, TBK m. 350 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan dava yolu ile sona erdirme halleri incelenecektir.
TBK, konut ve çatılı işyerine ilişkin kira sözleşmelerinin dava yolu ile sona ermesi hallerini, kiracıdan kaynaklanan ve kiralayandan kaynaklanan sona erme halleri olarak ikili bir ayrıma tabi tutmuş, çalışmamızda da kanunun bu ayrımına sadık kalınarak her iki taraftan kaynaklı sona erme halleri ayrı ayrı incelenmiştir. Genel hükümlerden kaynaklı ve bildirim yolu ile sona erme halleri çalışmamız kapsamı dışında bırakılmıştır.
Kanun kira sözleşmesi için sona erme kavramını kullanmakla birlikte, dava yolu ile sona erme hallerine uygulamada tahliye davası da dendiğinden iki kavram yer yer birbiri yerine kullanılmıştır.
I. KONUT VE ÇATILI İŞYERİ KİRALARI
1. Genel Olarak
TBK’da konut ve çatılı işyeri kiraları bağımsız bir bölüm altında özel olarak düzenlenmiştir[1]. Zira konut ve çatılı işyeri kiralarını ilgilendiren kira hukuku, sözleşmenin zayıf tarafı olan kiracıyı korumaya yönelik hükümlerden oluştuğundan sosyal bir hukuk dalıdır ve çoğunlukla emredici hükümler ihtiva eder.[2]
1950’li yıllarda Türkiye’de başlayan hızlı nüfus artışı ve köyden kente göç, konut ve işyeri ihtiyacını artırmış, fakat konut arzı bu artışı karşılayacak düzeyde olmadığından zayıf konumda kalan kiracıyı koruyacak hükümlere ihtiyaç duyulmuştur.[3]
818 sayılı eski Borçlar Kanunu’nun bu ihtiyaca cevap vermekte yetersiz kalması sebebi ile 18.05.1955 tarihinde yürürlüğe giren 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun (“GKGK”) çıkarılmış, daha sonra ise kanun koyucu düzenlemede birlik sağlanması amacı ile bu kanun hükümlerini Türk Borçlar Kanunu altında toplamıştır.[4] Dolayısıyla 6570 sayılı kanunda yer alan kavramlar ve bunların tanımları da, TBK’daki hüküm ve kavramların anlaşılmasında yol gösterici olmaktadır.[5]
2.Konut Kavramı
Konut kavramı, TBK’da tanımlanmış değildir. Konutun, kiracının uyku ihtiyacını karşılayan, çevresel etkilere karşı asgari bir koruma sağlayan ve barınma ihtiyacına cevap veren[6] bir mekân olduğunu söylemek mümkündür[7]. Konutun taşınmaz olmasının şart olup olmadığı konusunda görüş birliği yoktur[8]. Kimi yazarlar konutun ancak taşınmaz olabileceğini, konutun mülga 6570 sayılı GKHK’da geçen musakkaf gayrimenkul ile aynı anlama geldiğini[9], çatısı olmayan bir konut olamayacağını[10] ifade etmektedir. Aksini savunan yazarlar ise, konutun uyku ihtiyacı ve asgari bir çevresel koruma sağlamasının yeterli olduğunu[11], bu şartlar sağlandığı sürece mekânın çatılı olmaması halinde de konut olacağını ifade etmektedir[12].
3.Çatılı İşyeri Kavramı
İşyeri, ticari ya da sınai ekonomik ve mesleki faaliyetlerin yürütüldüğü yahut hiç değilse bu unsurun ağır bastığı yerdir[13]. İşyerinin çatılı olup olmadığının tespitinde, kiralananın baskın unsura bakılması gerekir. Kiralananda üstü örtülü yapılar olmakla birlikte esas olarak bunların dışındaki yerlerdeki faaliyet ağır basıyorsa çatılı işyerinden bahsetmek mümkün değildir[14]. Örneğin çay bahçesi, yazlık sinema, açık halı saha gibi yerlerde çatılı işyeri hükümleri uygulama alanı bulmaz[15].
II. KONUT VE ÇATILI İŞYERİ KİRALARINDA SÖZLEŞMENİN DAVA YOLU İLE SONA ERMESİ
Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri, belirli süreli olarak yapılabileceği gibi, belirsiz süreli olarak da yapılabilir. Sözleşme, belirli süreli de olsa belirsiz süreli de olsa, dava yolu ile tahliye sebepleri kanunda öngörülen sebeplerle sınırlıdır[16]. Bu sebeple, çalışmamızda konu bakımından kira sözleşmesinin süresi yönünden bir ayrım yapmak yerine, dava sebepleri yönünden bir ayrıma gidilmiştir.
1. Genel Olarak
Yukarıda da bahsedildiği üzere, TBK 354 üncü madde uyarınca kira sözleşmesinin dava yolu ile sona erme halleri sınırlı olup bu haller genişletilemeyeceği gibi kiracı aleyhine değiştirilmesi de mümkün değildir.[17] Öğretide genel hükümlere göre ya da bildirim yolu ile sözleşmenin sona erdirilmesi mümkün ise de, bu halde dava açmaya gerek bulunmadığı[18], şayet yine de dava açılırsa, bunun bir tahliye davası olmayacağı zira bildirim ile sözleşme sona erdiğinden davada ancak sözleşmenin sona erdiğinin tespitine ve kiralananın kiralayana iadesine karar verilebileceği de ifade edilmektedir.[19]
Dava yolu ile sona erme sebepleri ve dava ile sona ermeye ilişkin diğer hükümler TBK 350 nci maddeden başlayarak 356 ıncı madde de dahil olmak üzere 350-356 ıncı maddeler arasında düzenlenmiştir. Kanun, dava yolu ile tahliye/sona erme sebeplerini kiraya verenden kaynaklanan sebepler ve kiracıdan kaynaklanan sebepler olarak iki bölümde düzenlendiğinden çalışmamızda da bu ayrıma sadık kalınmıştır.
Kanunda düzenlenen bu sebepler, kiraya verenin ya da yeni malikin kiralanana gereksinim duyması, kiralananın yeniden imar ve inşası, kiracının kirayı ödememesi nedeni ile temerrüdü ve iki haklı ihtara uğraması, sözleşmenin yapılmasından sonra kiracı tarafından kiralananın belli bir tarihte boşaltmayı taahhüt etmesi, kiracının aynı ilçe içinde oturmaya elverişli konutunun bulunmasıdır[20].
2.Tahliye (Dava Yolu ile Sona Erme) Sebepleri
A. Kira Sözleşmesinin Kiraya Verenden Kaynaklanan Sebeplerle Sona Ermesi
Kiraya verenden kaynaklanan sona erme sebepleri TBK m. 350’de düzenlenen gereksinim, yeniden inşa ve imar ile, TBK m. 351’de düzenlenen yeni malikin gereksinimi halleridir.
1. Kiraya Verenin ve Yakınlarının Kiralanana Duyduğu Gereksinim Nedeniyle Sözleşmenin Sona Ermesi
TBK m. 350 uyarınca kiraya verenin kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler içim kullanma zorunluluğu varsa kiraya veren belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde ise, genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir.
Buna göre kiraya verenin gereksinim nedeni ile tahliye davası açabilmek için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gereklidir:
1.1. Kiraya Verenin Kendisi, Eşi, Altsoyu, Üstsoyu veya Kanun Gereği Bakmakla Yükümlü Olduğu Diğer Kişiler için Kiralananı Konut ya da İşyeri Gereksinimi Sebebiyle Kullanma Zorunluluğu
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, TBK m. 350 uyarınca kiraya verenin sözleşmeyi dava yolu ile sona erdirebilmesinin ilk şartı, kiraya verenin kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için kullanma gereksinimi bulunmasıdır.
Kanunun bu kişileri tahdidi (numerus clausus) olarak saydığı ve kiraya verenin bunlar dışındaki yakınlarının gereksinimi için sözleşmeyi sona erdiremeyeceği kabul edilmektedir.[21] Altsoy kavramının kapsamına çocuklar yanında torunlar, torun çocukları ve bunların çocukları (ve bunların çocukları) da girmektedir. Zira üstsoy-altsoy hısımlığı, sınırsız olan bir hısımlıktır.[22] Yine, evlat edinen ile evlatlık arasında oluşan hısımlık altsoy-üstsoy hısımlığı olduğundan[23] evlatlık da altsoy kavramının kapsamında kalmaktadır[24].
Öğretide, kiraya verenin bakmakla yükümlü olduğu kimseler belirlenirken TMK m.364’ten hareket edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.[25] Anılan hükme göre, nafaka yükümlüleri, kan hısımlarından üstsoy-altsoy ve kardeşler olup bunlar dışındaki kan hısımların, yani amca, dayı hala ve teyzenin yeğenlerine, yeğenlerin de bunlarına karşı nafaka yükümlülükleri yoktur.[26] Eren, yeğenlerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir.[27]
Buna karşın madde gerekçesinde “’Kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler’ çevresi ise, Türk Medenî Kanununun 364 üncü maddesi gibi hükümlerle belirlenecektir.” ibaresi bulunduğundan bu kişilerin TMK m. 364 hükmünde belirlenenle sınırlı kalmaması gerektiğini düşünmekteyiz.
Öğretide, bakmakla yükümlü olunan kimselerin gereksinimi için kira sözleşmesinin sonlandırılabilmesi için nafaka verme koşullarının oluşması gerektiğini ileri sürenler bulunmaktadır.[28] Örneğin Yavuz/Acar/Özen, gereksinimi olan fiilen nafaka almıyor olsa dahi nafaka koşullarının varlığı ile bu kişinin konut kiralayacak mali gücü bulunmaması gerektiğini ifade etmektedir.[29]
Kiraya veren tüzel kişi ise, konut ihtiyacı için dava açamayacak, fakat işyeri ihtiyacı bulunuyorsa tahliye talebinde bulunabilecek fakat kendi yönetici ve personeli için bu talepte bulunamayacaktır.[30]
1.2. Gereksinimin Gerçek, Samimi ve Sürekli Olması
Kiraya verenin ihtiyacı gerçek, samimi ve sürekli olmalıdır. Kiraya verenin davasının samimi bulunmadığı kanaati oluştuğu takdirde davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir[31]. Örneğin ihtiyaç iddiasının doğduğu tarihten sonra fakat dava açılmadan önce kiraya verene ait başka bir konut boşaldı ise ve bu konut yeniden kiraya verildi ise kiraya verenin gereksinim iddiası samimi olmayacaktır.[32] Yine kiraya verenin dava sürerken davasını satışa çıkarması yahut ihtiyacın devamlılık arz etmeyen geçici nitelikte olması davanın reddini gerektirebilecek örnekler olarak sayılabilir.
1.3. Kiraya Verenin Tahliye Davasını Belirli Süreli Kira Sözleşmesinin Sona Ermesinden, Belirsiz Süreli Kira Sözleşmesinde ise Kiraya İlişkin Genel Hükümlere Göre Fesih Dönemine ve Her Halde Fesih Bildirimi için Öngörülen Sürelere Uyularak Belirlenecek Tarihten Başlayarak Bir Ay İçinde Açması
Gereksinime dayalı tahliye davası, kiraya veren tarafından önceden bildirimde bulunmaksızın belirli süreli kira sözleşmesinde sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir ay içinde açılabilecektir[33]. Dava açma süresine ilişkin olarak Kanun, kiraya verene TBK m. 353’te bir hak daha tanımıştır. Buna göre kiraya veren en geç dava açılması için öngörülen sürede kiracıya dava açacağını bildirirse, dava açma hakkı bir kira yılı için uzamış sayılır. Bu bildirim daha önce, yani kira süresi içerisinde yapıldığı takdirde de aynı etkiyi doğurur.[34]
Öğretide yazarlar kiraya veren TBK m. 353’te belirtilen bildirimde bulunmaz ve dava açma hakkı doğduktan, yani kira dönemi sona erdikten sonra yeni kira bedelini ihtirazi kayıt ileri sürmeden alırsa artık dava hakkını kaybedeceğini ileri sürmektedir[35]. Biz bu görüşe katılmamaktayız. Zira, kira sözleşmesi hâkim kararına değin devam etmektedir. Sözleşmeyi sona erdiren davanın açılması ya da bildirimde bulunulması değil, Sulh Hukuk Mahkemesinin vereceği karardır. Ek olarak, günümüzde banka kanalı ile ödenen kira bedeline karşı kiraya verenin böyle bir ihtirazi kayıt ileri sürme olanağının da fiilen imkânsız olduğu, aksinin kabulünün de kiraya verene noter kanalı ile ihtarname göndermek gibi maddi bir yük oluşturacağı düşünüldüğünde bu görüşün kiraya verene ağır bir külfet yüklediğini düşünmekteyiz.
Belirsiz süreli kira sözleşmeleri bakımından, TBK m. 329’da belirtilen fesih bildirim sürelerine uyularak sözleşmenin sona erme tarihinin belirlenmesi ve bu sona erme tarihinden itibaren bir ay içerisinde kiraya verenin tahliye davası açması gerekmektedir. Bazı yazarlar TBK m. 353’te kiraya verene tanınan bildirimde bulunarak dava süresini uzatma hakkı belirsiz süreli sözleşmeler bakımından da geçerli olacağını ifade etmektedir. Buna karşın bu konuda uygulamada bir birlik yoktur.
1.4. Üç Yıl Geçmeden Kiraya Verme Yasağı
Bu maddeye dayanarak kira sözleşmesini sona erdiren kiraya veren, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe kiralananı yalnızca eski kiracısına kiralayabilir[36]. Bu üç yıllık sürenin, madde lafzına göre taşınmazın tahliyesinden itibaren başlaması gerekir. Kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür.
2.Yeni Malikin Gereksinimi Nedeniyle Sözleşmenin Sona Ermesi
TBK m. 351, kiralananı sonradan edinen kişinin bakımından da tahliye sebeplerini düzenlemiştir. Hükme göre, kiralananı sonradan edinen kişi kendisinin, eşinin, altsoyunun, üstsoyunun ya da kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut veya işyeri gereksinimi nedeni ile kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden bir ay içinde kiracıya bildirimde bulunma şartı ile, kira sözleşmesinin altı ay sonra açacağı bir dava ile sona erdirebilir.
Buna göre yeni malikin gereksinim nedeni ile tahliye davası açabilmek için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gereklidir:
2.1. Kiralanan Taşınmazın Mülkiyetinin Sonradan Edinilmesi
Yeni malikin gereksinim sebebi ile tahliye davası açabilmesinin ilk koşulu, bu kişinin kiralanan taşınmazın mülkiyetini sonradan edinmiş olmasıdır[37]. Edinmenin sebebi önemli olmayıp bu edinim miras, cebri icra, mahkeme ilamı gibi sicil dışı bir şekilde de gerçekleşmiş olabilir[38]. Tapusuz taşınmazların haricen edinilmesi halinde de malik TBK m. 351’e dayanabilecektir[39].
2.2. Yeni malikin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için kiralananı konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu
Gereksinim sebebi ile tahliye bölümünde yapılan açıklamalar yeni malik için de geçerli olduğundan yukarıdaki bölüme atıf ile yetinmekteyiz.
2.3. Yeni Malikin Edinim Tarihinden İtibaren Bir Ay İçinde Kiracıya Yazılı Olarak Tahliye Talebinde (Bildiriminde) Bulunması
Yeni malikin yapacağı yazılı bildirimde, kiralananı edindiğini ve kendisi ya da hükümde yazılı kişilerden birinin gereksinimi için taşınmaza ihtiyacı bulunduğunu ve bu sebeple kira sözleşmesini sona erdireceğini bildirmelidir. Bildirimin yazılı olması geçerlilik şartıdır. Yargıtay, bildirimin sonuçlarını doğurması için bu bir aylık süre içerisinde kiracıya ulaşmış olmasını aramaktadır[40]. Bir ayın hesabında edinimin gerçekleştiği günün de hesaba katılması gerektiği ileri sürülmektedir.[41]
2.4. Yeni Malikin Edinim Tarihinden Altı Ay Sonra Dava Açması
Yeni malik, kiracıya bildirimde bulunma şartını yerine getirdiği takdirde, edinimden altı ay sonra tahliye davası açabilecektir. Bu sürenin başlangıcının ne zaman olacağı öğretide tartışmalıdır[42].
Gümüş, davanın altı aylık süre geçtikten sonra bir ay içerisinde açılması gerektiğini savunmaktadır[43]. Aydoğdu/Kahveci ise, TBK m. 353’ün kıyas yolu ile uygulanması gerektiğini, kiracıya bildirim ulaştığından dava açma süresi uzayacağından altı aylık sürenin bitiminden itibaren bir yıl içerisinde davanın açılabileceğini ileri sürmektedir[44]. Yavuz/Acar/Özen, kiracıya bildirim yapıldığı takdirde sözleşme sonuna kadar dava açılabileceğini ileri sürmektedir[45]. Yargıtay da bir kararında, davanın altı ay sonunda açılmasının şart olmadığını, kiracı ve eski malik arasındaki kira sözleşmesinin sonuna kadar açılabileceğini ifade etmiştir[46].
Dava altı ay dolmadan açıldı ve süre yönünden reddedildi ise, altı ay dolduktan sonra süresi içerisinde yeni bir dava açılırsa önceki davanın derdestlik ve kesin hüküm oluşturmayacağı belirtilmektedir[47].
TBK m. 351/2’de açıkça cevaz verildiğinden, yeni malik bu bölünde anlatılan tahliye davası açmak yerine TBK m. 350’de düzenlenen sona erme sebebine dayanarak da kira sözleşmesini sona erdirebilir. Bilhassa, kira sözleşmesinin bitimine altı aydan az bir süre kaldı ise, ya da edinimden itibaren bir aylık bildirim süresi kaçırıldı ise bu yola başvurulması kiraya veren bakımından avantajlı olacaktır[48].
2.5. Üç Yıl Geçmeden Kiraya Verme Yasağı
Bu halde de kira sözleşmesini sona erdiren kiraya veren, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe kiralananı yalnızca eski kiracısına kiralayabilir
3.Kiralananın Yeniden İnşa veya İmarı Nedeniyle Tahliye
TBK m. 350/1/2 uyarınca kiraya veren, kiralananın yeniden inşası ya da imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ise ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise, kira sözleşmesini sona erdirebilir.
Buna göre kiralananın yeniden inşası veya imarı nedeni ile tahliye davası açabilmek için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gereklidir:
3.1 Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesinin gerekmesi
Yapılacak tamir, genişletme ve değiştirmenin esaslı olması gerekmekte, bunun tespitinde tadilat esnasında kullanımın imkansızlığı ölçütünden yararlanılabileceği ifade edilmektedir. Tadilatın binada iyileştirmeyi sağlaması, amaçlanan tadilat ve tamirat ile imarın amaçlanması gerekmektedir. İmardan kasıt, kiralananın haraplıktan kurtulması ve daha güzel, sosyal bir hale getirilmesidir. Örneğin binanın üstüne kat ilavesi için ahşap olan tavanın betonarme hale getirilmesi, kiraya verilene asansör ya da banyo konulması gibi durumlar imar amaçlı tadilata örnek verilebilir[49]. Yeniden inşa halinde ise imar amacının mevcut olup olmadığı araştırılmayacaktır.
3.2.Esaslı Onarım, Genişletilme ya da Değiştirilme Sırasında Kiracının Taşınmazdan Yararlanması İmkânsız Olmalıdır
Kiracının bu işlemler esnasında kiralananın içinde oturması ya da çalışması imkânsız olmalıdır. Bu imkansızlığın teknik olarak tespiti bakımından bilirkişiye başvurulmalı, ayrıca hazırlanan projenin uygulanabilirliği de raporda tartışılmalıdır.
3.3. Kiraya Verenin Tahliye Davasını Belirli Süreli Kira Sözleşmesinin Sona Ermesinden, Belirsiz Süreli Kira Sözleşmesinde ise Kiraya İlişkin Genel Hükümlere Göre Fesih Dönemine ve Her Halde Fesih Bildirimi için Öngörülen Sürelere Uyularak Belirlenecek Tarihten Başlayarak Bir Ay İçinde Açması
Sürelere ilişkin açıklamalar TBK m. 350/1’e ilişkin bölümde yapıldığından anılan bölüme atıfla yetinmekteyiz.
B.Kira Sözleşmesinin Kiracıdan Kaynaklanan Sebeplerle Sona Ermesi
Kiracıdan kaynaklanan sona erme sebepleri TBK m. 352’de düzenlenen tahliye taahhüdü, kiracıya kirayı ödememesi nedeni ile iki haklı ihtarda bulunulması ve kiracının ya da birlikte yaşadığı eşinin kiralanan ile aynı ilçe ya da belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutunun bulunması halleridir.
1. Yazılı Tahliye Taahhüdü Nedeniyle Tahliye
TBK m. 352 uyarınca kiracı kiralananın teslim edilmesinden sonra kiraya verene karşı kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendi ise ve bu tarihte kiralananı boşaltmadı ise, kiraya veren bir ay içerisinde icraya başvurmak veya dava açmak sureti ile kira sözleşmesini sona erdirebilir.
Buna göre tahliye taahhüdüne dayalı olarak tahliye davası açabilmek için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gereklidir:
1.1.Tahliye Taahhüdünün Yazılı Olması Gerekir
Tahliye taahhüdünün yazılı olması geçerlilik şartıdır. Taahhüdün geçerli olması için adi yazılı şekil yeterlidir.
1.2. Taahhüdün Kiracı Tarafından Verilmiş Olması Gerekir
Tahliye taahhüdünün bizzat kiracı tarafından verilmiş olması gerekmektedir[50]. Yani, kiracı ile birlikte oturan eşi ya da altsoyunun taahhüt vermesinin bir önemi yoktur[51]. Buna karşın kiralananın aile konutu olduğu hallere ve sözleşmenin tarafı olmayan eşin bildirim ile kira sözleşmesinin tarafı haline gelmesi hallerine ayrıca değinmekte fayda bulunmaktadır. Zira, TBK m. 349 uyarınca kiralananın aile konutu olması halinde kiracı, eşinin açık rızası olmadan kira sözleşmesini feshedemez.
TBK m. 349[52] hükmü, kiracı eşin sözleşme özgürlüğünü kısıtlayan emredici bir hukuk kuralıdır[53]. Öğretide bazı yazarlar sözleşmeye taraf olmayan eş bildirim ile kira sözleşmesinin tarafı haline gelmemiş olsa dahi, aile konutunun TBK m. 349 hükmünden faydalanacağını ifade etmektedir[54] [55].
Biz bu görüşe katılmamaktayız, zira aksi halde TMK m. 194/4’ün varlık nedeni kalmayacaktır. Nitekim aynı yönde Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay kararları da bulunmaktadır[56]. Bu vesile ile TMK m. 194/4’ten de bahsetmekte yarar vardır. Madde, şayet aile konutu kira ise, sözleşmenin tarafı olmayan eşin kiralayana yapacağı bildirim ile taraf haline geleceği ifade edilmektedir.
Eğer kira sözleşmesinin tarafı olmayan eş, TMK m. 194/4’te öngörülen bu yol ile kira sözleşmesinin tarafı haline geldi ise, artık tahliye talebinin her iki eşe de yöneltilmesi gerekecektir. Dolayısı ile, tahliye taahhüdünde eşlerden yalnız birinin imzası bulunmakta ise taahhüt geçerli olmayacaktır, zira kiracı sayısı birden fazla ise tahliye talebinin bunların tamamına yöneltilmesi gerekmektedir[57].
1.3. Tahliye Taahhüdünün Kiralananın Tesliminden Sonra Verilmiş Olması Gerekir
Kanun koyucu madde hükmünde kiralananın tesliminden sonra demekle, zayıf durumda olan kiracının korunmasını amaçlamıştır. Kanun koyucu sözleşme yapılmasını dahi yeterli kabul etmemiş, kiralananın da kiracıya teslimini şart koşmuştur. Kira sözleşmesi ile birlikte verilen tahliye taahhüdünün geçersiz olacağı, 1944 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile de hüküm altına alınmıştır[58]. Zira, zayıf konumda bulunan kiracı kısa vadede konut ya da işyeri ihtiyacını giderme baskısı altında olduğundan iradesi dışında tahliye taahhüdünde bulunabilecektir.
Öğretide, bu durumun aşılması için kiraya verenler tarafından tahliye tarihi boş bırakılan tahliye taahhüdü alınmasının kanuna karşı hile oluşturduğu, bu taahhüdün kiralananın teslimi anında ya da teslimden önce alındığının kiracı tarafından her türlü delille ispat edilebileceği ve taahhüdün geçersiz olduğu ileri sürülmektedir[59].
Yargıtay aksi görüştedir. Örneğin Yargıtay tahliye taahhüdündeki tarihlerin kiracının rızası hilafına doldurulduğunun kesin delil ile ispat edilmesi gerektiği görüşündedir[60]. Tabii burada, irade sakatlığı ile belgenin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddialarının farklı hukuki temelleri olduğuna da değinmek gerekir. Yine de, Yargıtay’a göre kiracı taahhüdün imzasında irade sakatlığı olduğunu iddia etmekte ise, imzadan itibaren bir yıl içerisinde TBK m. 39 uyarınca iptal davası açması gerekmektedir. Aksi halde bu savunmaya itibar edilmeyecektir[61].
1.4. Kiraya Verenin Tahliye Taahhüdüne İstinaden Tahliye Tarihinden İtibaren Bir Ay İçerisinde İcraya Başvurması ya da Tahliye Davası Açması
Kiraya veren, tahliye tarihinden itibaren bir ay içerisinde icraya başvurmalı ya da tahliye davası açmalıdır. Aksi takdirde taahhütname geçerliliğini yitirir[62].
2.İki Haklı İhtar Nedeniyle Tahliye
TBK m. 352 uyarınca kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir.
Buna göre iki haklı ihtara dayalı olarak tahliye davası açabilmek için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gereklidir:
2.1. Kiraya Veren Tarafından Kiracıya Kira Bedelini Ödemediği İçin Aynı Kira Süresinde İki Haklı İhtarda Bulunulmalıdır
Tahliye davası açabilmek için kiracının, muaccel olmuş iki ayın kirasını ödememesi gerekmektedir. Kiracı muaccel olmuş birden fazla ayın kirasını ödememiş, fakat kiraya veren tarafından kendisine ihtarname gönderilmemiş ise, artık muaccel olmuş kira bedelleri yalnız aynı ihtarnamede istenebilir[63].
Kiracıya kirasını ödemediği için gönderilen ihtarname, şayet kira süresi bir yıldan kısa ise bu süre içerisinde; kira süresi bir yıl ise bir kira yılı, biri yıldan uzun ise kararlaştırılan kira süresi içerisinde gönderilmelidir[64].
Kira yıllık olarak peşin ödenecekse ya da kira sözleşmesi süresizse iki haklı ihtarın oluşması mümkün değildir[65].
2.2. İhtar Yazılı Olmalıdır
Madde metninde açıkça yazılılık şartı arandığından ihtarın yazılı olması geçerlilik şartıdır.
2.3. İhtarda Hangi Ayın Kirasının Ödenmediği ve Miktarı Bildirilmeli, Ödenmesi Talep Edilmelidir
Kiracıya gönderilen ihtarda, hangi ayın kirasının ödenmediği, ödenmeyen kira bedeli bildirilmeli ve ödenmesi talep edilmelidir[66].
2.4. İhtar Haklı Olmalıdır
Kira bedelinin sözleşme, kanun ya da adet gereğince belirlenmiş olan ifa zamanında ödenmemesi üzerine gönderilen ihtarname haklı kabul edilir[67]. Kiracı parayı ödemek için kiraya verenin yerleşim yerine gitmesi ya da posta havalesi ile gönderdiği halde kiraya veren kira bedelini teslim almazsa, yani alacaklının temerrüdü koşulları oluşursa ihtar haklı olmaz[68].
2.5. Kiraya Veren, Kira Süresinin Bitiminden İtibaren Bir Ay İçinde Tahliye Davasını Açmalıdır
Kiraya verenin, kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davasını açması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süre olduğundan hakimce re’sen gözetilmesi gerekir[69].
3. Kiracının ya da Birlikte Yaşadığı Eşinin Aynı İlçe veya Belde Sınırları İçinde Oturmaya Elverişli Bir Konutunun Bulunması Nedeniyle Tahliye
TBK m. 352/3 uyarınca, Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir.
Buna göre TBK m. 352/3’e dayalı olarak tahliye davası açabilmek için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gereklidir:
3.1. Kiralanan Konut ile Aynı İlçe ya da Belediye Sınırları İçerisinde Kiracının veya Birlikte Yaşadığı Eşinin Oturmaya Elverişli Konutunun Bulunması Gerekir
TBK m. 352/3’e dayalı olarak tahliye davası açılabilmesi için kiracının ya da birlikte yaşadığı eşinin çatılı işyerine sahip olması yeterli değildir[70]. Kiracının ya da eşinin taşınmazının tescilli olması şart olmayıp[71] bu kişilerin malik ya da mülkiyet hakkı veren üst hakkı sahibi olmaları yeterlidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre kiracı ya da eşi kooperatif ortağı ise ve bu kooperatif tarafından bu kişilere oturabilecekleri bir mesken tahsis edilmiş ise dahi tahliye davası açılabilecektir[72].
Aile mahkemesi kararı olmaksızın eşlerin fiilen ayrı yaşamalarının bu maddeye göre tahliyeye engel teşkil etmemesi gerekir[73]. Yine kiracının ya da eşinin oturmaya elverişli konutunun kiraya verilmiş olması tahliyeye engel değildir[74].
Elverişlilik şartının dikkatle incelenmesi gerekir, örneğin kiracı yaşlı ve malik olduğu konutu üst katlarda asansörsüz bir daire ise şartın gerçeklemiş sayılmaması gerekir.
3.2. Kiraya Veren, Sözleşmenin Yapılmasından Önce/Sözleşme Esnasında Bu Durumu Bilmemelidir
Kiraya veren, sözleşmenin yapılması sırasında kiracının ya da eşinin oturmaya elverişli bir konutunun bulunduğunu biliyorsa, artık kira sözleşmesini sonlandıramayacaktır[75]. Kiraya verenin sonradan bu durum hakkında sahip olması önem taşımaz[76]. Kanaatimizce kiraya veren durumu öğrendiği kira yılı bitiminde de dava açmak zorunda değildir.
3.3. Kiraya Veren Sözleşmenin Bitiminden İtibaren Bir Ay İçinde Dava Açmalıdır
Kiraya veren TBK m. 352/3’e dayandırdığı tahliye davasını kira sözleşmesinin bitiminden itibaren bir ay içinde açmalıdır.
SONUÇ
TBK’da konut ve çatılı işyeri tanımı bulunmamakla birlikte yargı kararları ve öğreti ile bu kavramlar şekillendirilmeye ve netleştirilmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda yapıların baskın unsurları ve kullanılma amaçları gibi kıstaslar belirlenmiştir.
Kanunda kiracıyı koruma amacı ile konut ve çatılı işyeri hükümleri ayrıca düzenlenmiş olup sona erme nedenleri bakımından kiracı aleyhine değişiklik yapma yasağı getirilmiş, emredici hükümler düzenlenmiştir.
Konut ve çatılı işyerlerinin sona erdirilebilmesi için sebepler sınırlı olarak sayılmış, bildirim ve dava yolu ile sona erdirme halleri ayrıca düzenlenmiştir. Dava yolu ile sona erdirilme halleri kiraya veren ve kiracı için ayrıca düzenlenmiştir. Kira sözleşmesini dava yolu ile sona erdirme yoluna yalnızca kiraya veren başvurabilir.
Bu yollar sınırlı olarak düzenlenmiş olup kiraya verenden kaynaklı tahliye sebepleri; kiraya verenin ya da yakınlarının gereksinimi, yeni malikin ya da yakınlarının gereksinimi, kiralananın yeniden inşası ya da imarıdır. Kiracıdan kaynaklı tahliye sebepleri ise; yazılı tahliye taahhüdü, kiracıya iki haklı ihtarda bulunulması ve kiracının ya da birlikte yaşadığı eşinin aynı oturmaya elverişli bir konutunun bulunması halleridir.
KAYNAKÇA
ATEŞ, Derya, Turgut AKINTÜRK, Medeni Hukuk (İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 28. Baskı, 2024
ATEŞ, Derya, Turgut AKINTÜRK, Türk Medeni Hukuku İkinci Cilt Aile Hukuku (İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 25. Baskı, 2024)
AYDOĞDU, Murat, Nalan KAHVECİ, Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri (İzmir: İleri Kitabevi, 1. Baskı, 2013)
BÜYÜKAY, Ferhat, Bünyamin KARTAL, “Aile Konutu Niteliğindeki Kiralananın İlamsız İcra Yoluyla Tahliyesinde Ortaya Çıkan Sorunlar” , Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 7(1)
CERAN, Mithat, Kira Sözleşmeleri, (Ankara: Yetkin Yayıncılık, 2022)
DOĞAN, Murat, Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinin Sona Ermesi, (Ankara: Adalet Yayınevi, 2011)
EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Özel Hükümler (Ankara: Yetkin Basım ve Dağıtım A.Ş., 7. Baskı, 2019)
EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Özel Hükümler (Ankara: Yetkin Basım ve Dağıtım A.Ş., 9. Baskı, 2021)
GÖKYAYLA, Emre, “Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarına İlişkin Hükümlerin Uygulama Alanı”, Yaşar Üniversitesi Dergisi, 8, Özel Sayı
GÜMÜŞ, Mustafa Alper, Borçlar Hukuku Özel Hükümler Cilt-1 (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 3. Bası)
İNCEOĞLU, Mehmet Murat, Kira Hukuku Cilt-2 (İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, 2014)
İPEK, Eyüp, “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu İle Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Tahliye Sebeplerine İlişkin Getirilen Yenilikler”, TBB Dergisi, (102), 2012
ÖZTÜRK, Mehmet, “Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinin Sona Erme Halleri”, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C.19, Özel Sayı, 2017
YAVUZ, Cevdet, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), (İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş. 19. Baskı, 2019
[1] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler (Ankara: Yetkin Basım ve Dağıtım A.Ş., 9. Baskı, 2021), s. 404
[2] Age, s.404
[3] Age, s.404
[4] Age, s.404
[5] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), (İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş. 19. Baskı, 2019), s. 320
[6] Age, s. 320
[7] Mustafa Alper GÜMÜŞ, Borçlar Hukuku Özel Hükümler Cilt-1 (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 3. Bası), s. 229
[8] Mehmet ÖZTÜRK, “Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinin Sona Erme Halleri”, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C.19, Özel Sayı, 2017, s. 1551
[9] Murat Aydoğdu, Nalan Kahveci, Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, (İzmir:1. Baskı, İleri Kitabevi, 2013) s. 539
[10] Eyüp İPEK, “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu İle Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarında Tahliye Sebeplerine İlişkin Getirilen Yenilikler”, TBB Dergisi, (102), 2012, s. 61
[11] Mehmet Murat İNCEOĞLU, Kira Hukuku Cilt-2 (İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, 2014), s. 11
[12] Emre Gökyayla, “Konut ve Çatılı İşyeri Kiralarına İlişkin Hükümlerin Uygulama Alanı” , Yaşar Üniversitesi Dergisi, 8, Özel, s. 1217
[13] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 321
[14] Murat DOĞAN, Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinin Sona Ermesi, (Ankara: Adalet Yayınevi, 2011), 31
[15] Mehmet ÖZTÜRK, “Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmeleri”, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C.19, Özel Sayı, 2017, s. 1553
[16] TBK Madde 354
[17] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, s. 424
[18] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 358
[19] Age, s. 358
[20] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, s. 425
[21] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, s. 426
[22] Derya ATEŞ, Turgut AKINTÜRK, Medeni Hukuk (İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş., 28. Baskı, 2024), s. 139
[23] Age, s.141
[24] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, s. 426
[25] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 363
[26] Derya ATEŞ, Turgut AKINTÜRK, Türk Medeni Hukuku İkinci Cilt Aile Hukuku, s. 453
[27] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, s. 426
[28] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 363
[29] Age, s. 363
[30] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, s. 426
[31] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 364
[32] Age, s.363
[33] Age, s. 684
[34] Mehmet ÖZTÜRK, “Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinin Sona Erme Halleri”, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C.19, Özel Sayı, 2017, s. 1560
[35] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 364
[36] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler (Ankara: Yetkin Basım ve Dağıtım A.Ş., 7. Baskı, 2019), s. 424
[37] Age, s.685
[38] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 366
[39] Age, s.366
[40] Yargıtay 6. HD. , 2015/10452 E., 2016/3567 K.
[41] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 367
[42] Mehmet ÖZTÜRK, “Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinin Sona Erme Halleri”, s. 1577
[43] Mustafa Alper GÜMÜŞ, Borçlar Hukuku Özel Hükümler Cilt-1 (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 3. Bası, 2013) , s.355
[44] Murat AYDOĞDU, Nalan KAHVECİ, Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri (İzmir: İleri Kitabevi, 1. Baskı, 2013), s. 610
[45] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 367
[46] Yargıtay 6. H.D., 2015/10452 E., 2016/3567 K.
[47] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 367
[48] Age, s. 686
[49] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 368
[50] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 369
[51] Age, s. 369
[52] TBK m. 349/1: Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez.
TBK m. 349/II: Kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması hâlinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır.<
[53] Ferhat Büyükay, Bünyamin KARTAL, “Aile Konutu Niteliğindeki Kiralananın İlamsız İcra Yoluyla Tahliyesinde Ortaya Çıkan Sorunlar” , Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 7(1), s.296
[54] Can Yalçın ARMUTÇUOĞLU, “Aile Konutuna Sağlanan Koruma ve Aile Konutu Şerhinin Hukuki Niteliği”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C. 17, No. 1-2, 2011, s. 420; Mustafa Alper GÜMÜŞ, Türk Borçlar Kanunu'na Göre Kira Sözleşmesi (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2012), s. 50
[55] Bu konuda öğretide bir başka tartışma konusu ise, tahliye taahhüdünün kira sözleşmesinin feshi anlamına gelip gelmediği hususudur.
[56] Antalya BAM, 6. HD, E. 2022/1054 K. 2022/1010 T. 24.5.2022 “Davalı vekili her ne kadar; takibe konu tahliye taahhüdünü müvekkilinin eşinin bilgisi ve rızası dışında imzaladığını ve aile konutu olduğuna dair açtıkları davanın bekletici mesele yapılmadığını ileri sürmüş ise de, dava dışı eşin Aile Mahkemesine aile konutu şerhi verilmesi için başvurusunun icra takip tarihinden sonra olduğu anlaşılmaktadır. T.M.K.nın 194. maddesinde, konutun eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmış ise sözleşmenin tarafı olmayan eşin, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline geleceği düzenlenmiştir. Bu durumda dava konusu kiralananın aile konutu olması halinde dahi dava dışı eş takip tarihine kadar kiralayana bir bildirimde bulunmadığından (dava dışı eşin bildirimi takip tarihinden sonra) kira sözleşmesinin tarafı haline gelmez. İcra takibinde haklılık durumunun takip tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiğinden mahkemece açılan davanın bekletici mesele yapılmaması da yerindedir.” Aynı yönde bakınız: Yargıtay 8. HD, E.2017/4794, K.2018/11923, 2/5/2018 T.
[57] Yargıtay 12. HD, 2016/30367 E., 2018/3319 K.: “Alacaklı tarafından borçlu aleyhine kiralanan taşınmazın tahliyesi talebiyle başlatılan takipte, şikayetçinin icra mahkemesine başvurusunda; takibe konu taşınmazın aile konutu olduğunu, TMK'nun 194.maddesi gereği alacaklıya gerekli ihtarı yaparak kira sözleşmesinin tarafı haline geldiğini, mecburi takip arkadaşı olması ve TMK'nun 194. maddesi gereğince tahliye taahhüdünün geçersiz bulunması nedeniyle takibin iptalini talep ettiği, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir. TMK'nun 194.maddesinin son fıkrasında; "Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; taşınmazla ilgili olarak hakkında takip yapılan borçlunun eşi olan şikâyetçinin, taşınmazın aile konutu olduğunu alacaklıya ihtar ettiği ve dolayısıyla sözleşmenin tarafı haline geldiği görülmektedir. Şikâyetçi, yasa gereğince kira sözleşmesinde kiracı olarak taraf olup, alacaklının takip talebinde ileri sürdüğü taşınmazdan tahliye isteminin, bölünemez borç olması nedeniyle, kiracılar arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunmaktadır.”
[58] Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 04.10.1944, E.1944/15/20, K.28 sayılı karara göre; ilk kira sözleşmesine konan tahliye taahhüdü serbest irade mahsulü olmadığı için batıldır (RG, 09.02.1945, S.5927)
[59] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 370
[60] Yargıtay 6. HD. 2013/13547 E. , 2014/5798 K.: Tahliye taahhüdü altındaki imzanın davalıya ait olduğu anlaşıldığına göre taahhütteki tanzim ve tahliye tarihlerinin sonradan davalı rızası hilafında doldurulduğu davalı tarafça yazılı bir belge (kesin delil) ile kanıtlanması gerekmektedir.
[61] Mithat CERAN, Kira Sözleşmeleri, (Ankara: Yetkin Yayıncılık, 2022), s. 708-709
[62] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 370
[63] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler (Ankara: Yetkin Basım ve Dağıtım A.Ş., 7. Baskı, 2019), s. 430
[64] Age, s. 430
[65] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 371-372
[66] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler (Ankara: Yetkin Basım ve Dağıtım A.Ş., 7. Baskı, 2019), s. 431
[67] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 371
[68] Age, s. 371
[69] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 371
[70] Age, s. 372
[71] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler (Ankara: Yetkin Basım ve Dağıtım A.Ş., 7. Baskı, 2019), s. 432
[72] Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 1966/21 E. , 1968/4 K.
[73] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 372
[74] Fikret EREN, Borçlar Hukuku Özel Hükümler (Ankara: Yetkin Basım ve Dağıtım A.Ş., 7. Baskı, 2019), s. 433
[75] Cevdet YAVUZ, Faruk ACAR, Burak ÖZEN, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), s. 373
[76] Age, s. 373


Yorumlar