Yargıtay Kararı - TBK 351 - Yeni Malikin İhtiyacının Samimi Olduğunun İspat Edilmesi Gerekliliği

T.C.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/5188

K. 2017/13804

T. 12.10.2017



DAVA : Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:


KARAR : Davacı, davaya konu 3 numaralı daireyi 31.10.2014 tarihinde satın aldıklarını, davacının eşinin ise aynı taşınmazda 4 numaralı dairede etüt merkezi işlettiğini, 4 numaralı dairenin üçüncü kişiye satılması sebebiyle tahliye tehdidi bulunduğunu belirterek davacının eşinin ihiyacı için kiralanan 3 numaralı dairenin tahliyesini istemiştir.


Davalı, ihtiyacın samimi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.


Mahkemece, davanın sürede olmadığı ve ihtiyacın samimi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.


Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK'nun 351. maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç sebebiyle tahliye davası açabilir. Davanın altı ayın sonunda hemen açılması şart olmayıp sözleşme sonuna kadar açılması mümkündür. Ancak edinmeyi izleyen bir ay içerisinde bildirimin tebliği zorunlu olup bunun sonradan giderilmesi mümkün değildir. Açılacak davada tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın varlığının kanıtlanması gerekir.


İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.


Somut olayda; hükme esas alınan ve önceki malik ile davalı arasında imzalanmış olan 01.01.2013 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı bu taşınmazı 31.10.2014 tarihinde iktisap etmiş ise de davayı önceki malikle yapılan kira sözleşmesine dayanarak açmıştır. Bu sebeple 28.01.2015 tarihinde açılan dava yazılı kira sözleşmesine göre süresindedir. Davacının eşinin halen 4 numaralı dairede etüt merkezi işlettiği ve 4 numaralı dairenin üçüncü kişi tarafından satın alındığı anlaşılmakta, davacının eşinin taşınmaza ihtiyacının olduğu tanık beyanları ile de doğrulanmıştır. Bu durumda ihtiyacın samimi olduğunun kabulü gerekir.


Ancak davalı vekili temyiz dilekçesine cevap dilekçesinde, davacı taraf ile yeni kira sözleşmesi yaptıklarını beyan ederek 01.03.2016 başlangıç tarihli kira sözleşmesi sunmuştur. Mahkemece ibraz edilen bu sözleşme üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.


SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan kararın 6100 Sayılı K.'a 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör