Yargıtay Kararı - Uzun Süreli Kiralama - ZMMS - İşleten Sıfatı - Fiili İşleten

17. Hukuk Dairesi 2020/1376 E. , 2021/3247 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi


Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde asıl/birleştirilen davada davacılar vekili, asıl davada davalı ... Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş vekili ile birleştirilen davada davalı ... Servis ve Dağıtım Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:


-K A R A R-


Asıl dosyada davacılar vekili, davacıların anne/eşi olan destek ...’ye karşıdan karşıya geçerken 12/08/2012 tarihinde davalıların sürücü, malik ve trafik sigortacısı olduğu aracın çarpması neticesinde desteğin vefat ettiğini davacı eşin ölenin desteğinden yoksun kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tüm davalılardan tahsilini, davacı eş ... için 20.000,00 TL, davacı çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 11/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı araç sürücüsü ve malikinden müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 08/05/2014 havale tarihli dilekçesi ile davacı eş için olan maddi talebini 30.515,50 TL'ye yükseltmiş, davanın ... Turizm Tic. ve San. A.Ş yönünden işlemden kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı ..., 09/06/2014 havale tarihli dilekçesiyle destekten yoksun kalma tazminatının kendisine zmss tarafından ferileri ile birlikte ödendiğini, bu nedenlerle destekten yoksun kalma tazminatı yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesin yer olmadığına dair karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığını, manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.


Birleştirilen davada davacılar vekili, davalı şirketin kazaya karışan aracı 36 aylığına asıl dosyada davalı şirketten uzun süreli olarak kiraladığını, aracın davalı şirkete 20.08.2009 tarihinde teslim edildiğini, davalı şirketin bu nedenle işleten sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek davacı müvekkili ... için 30.515,50 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini, davacı eş ... için 20.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği tarih olan 11/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmiştir.


Asıl dosyada davalı ... ile davalı ... Turizm A.Ş vekili, davanın reddini savunmuş, davalı ... vekili cevap dilekçesi vermemiş, duruşmalardaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur.


Birleştirilen dosyada davalı şirket vekili, davalının kazaya karışan sürücünün işvereni olmadığını bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacıların birleştirme talebini kabul etmediklerini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.


Yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm, asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile birleştirilen davada davalı ... Servis ve Dağıtım Ltd. Şti. vekili temyizi üzerine, Dairemizin 08.02.2018 gün ve 2015/7428 E. 2018/737 K. sayılı ilamı ile, “Mahkemece davacı tarafından açılan davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle birleştirilmesine karar verilmiş ve buna göre hüküm kurulmuş ise de, 1086 sayılı HUMK'nun 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun karşılık 166. maddesi uyarınca, birleştirilen dava dosyaları bağımsızlıklarını koruyacağından her davada talepler ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin her dava için ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği, asıl ve birleştirilen davalar hakkında tek hüküm kurulmuş olmasının yerinde olmadığı” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı, toplanan delillere göre; asıl dosyada davacıların ... Sigorta A.Ş ve ...'e karşı açmış olduğu maddi tazminata ilişkin dava ile maddi tazminata ilişkin vekalet ücreti ve yargılama ücretine yönelik talepler açısından karar verilmesine yer olmadığına, davacıların ... Turizm A.Ş'ye yönelik olarak açmış olduğu davasının açılmamış sayılmasına, davacıların iş bu dava dosyasının davalısı ...’e yönelik olarak açmış olduğu manevi tazminat davası açısından davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 6.000,00 TL, diğer davacılar ... ve ...’in her biri için 4.500,00 TL manevi tazminatın kazar tarihi olan 11/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına, asıl dava bakımından hükmedilen manevi tazminatın birleştirilen 2014 /242 E. sayılı dosyasında davalı aleyhine hükmedilen tazminat ile müşterek ve müteselsil olduğunun tespitine, tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde tahsiline; birleştirilen davada davacıların ... Servis ve Dağıtım Ltd. Şti.'ye karşı açmış olduğu maddi tazminata ilişkin dava ile maddi tazminata ilişkin vekalet ücreti ve yargılama ücretine yönelik talepler açısından karar verilmesine yer olmadığına, davacıların davalı ... Servis ve Dağıtım Ltd. Şti.'ye yönelik olarak açmış olduğu manevi tazminat davası açısından davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 6.000,00 TL, diğer davacılar ... ve ...’in her biri için 4.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen alınmasına, birleştirilen bu dava bakımından hükmedilen manevi tazminatın asıl dosyada davalı ... aleyhine hükmedilen tazminat ile müşterek ve müteselsil olduğunun tespitine, tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde tahsiline karar verilmiş; hüküm, asıl/birleştirilen davada davacılar vekili, asıl davada davalı ... Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş vekili ile birleştirilen davada davalı ... Servis ve Dağıtım Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.


1-)Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1086 Sayılı HUMK 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerektiği gibi, HUMK 388/3. maddesi gereğince (HMK 297/c) hükmün gerekçesinde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerekir.


Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiği T.C. Anayasasının 141/3. maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri, davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini bilmeleri gerekir.


Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Dairemizin 08.02.2018 gün ve 2015/7428 E. 2018/737 K. sayılı ilamı ile de belirtildiği üzere birleştirilen dava dosyaları bağımsızlıklarını koruyacağından her davada talepler ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin her dava için ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği açıktır. Mahkemece, bozmaya uyularak her bir davadaki talep açısından ayrı ayrı hüküm kurulmuş ise de yargılama giderleri ve vekalet ücreti her dava için ayrı ayrı belirlenmeye çalışılırken yanılgıya düşülmüş, gerekçe ve hükümde çelişkiler oluşturulmuştur. Davacılar vekili, 08.05.2014 tarihli ıslah dilekçesine davanın ... Turizm Tic. ve San A.Ş yönünden hem maddi hem manevi tazminat talebi yönünden işlemden kaldırılmasını talep etmiş ve duruşmadaki beyanında da bunu yinelemiştir. Mahkemece, asıl davada 2 numaralı hüküm fıkrasında davalı ... Turizm Tic ve San A.Ş’ye yönelik davanın açılmamış sayılmasına karar verildikten sonra 3 numaralı devam eden hüküm fıkrasının a, b, c bentlerinde davalı ...’e karşı açılan manevi tazminat davası açısından “davalılardan müşterek ve müteselsilen” manevi tazminatın tahsiline ibaresi kullanılmış, 4 numaralı hüküm fıkrasında da işbu davada hükmedilen manevi tazminatın birleşen davada davalı aleyhine hükmedilen manevi tazminat ile müşterek müteselsil olduğunun tespitine, tahsilde tekerrür olmayacak şekilde tahsiline hükmü kurulmuştur. Asıl davanın 3 numaralı hüküm fıkrasının a, b, c bentlerinde yazan “davalılardan müşterek ve müşterek tahsiline” ibaresini, birleşen davanın davalısı ile tahsili şeklinde anlamak da yargılama gideri ve harcın davalı ... ve ... Turizm Tic ve San A.Ş’den eşit olarak alınarak davacılara ödenmesine hükmedilmesi ve gerekçesinde manevi tazminat yönünden davalılar ..., ... Turizm Tic ve San A.Ş, ... Servis ve Dağıtım Ltd. Şti.’nin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunun belirtilmesi karşında mümkün görülmemektedir. Birleşen davada davalı olmayan davalı ... Turizm Tic ve San A.Ş’ye birleşen davadaki hüküm fıkrasının 4 numaralı bendi ile manevi tazminat açısından kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen harçtan sorumlu tutulması da doğru görülmemiştir.


Bu yanılgılar, yukarıda açıklanan ilkelere aykırılık oluşturduğundan, gerekçe ve hükümdeki çelişkiler giderilerek asıl ve birleştirilen davada yargılama giderleri ve vekalet ücreti her dava için ayrı ayrı ve doğru olarak belirlenmek koşulu ile usulüne uygun bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.


Kabule göre de, 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.


Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.


Somut olayda, asıl davada davalı vekili, müvekkilinin “... Rent A Car” markası altından uzun süreli araç filo kiralama işi yaptığını, hukuken işleten olmadığını ve husumet yöneltilemeyeceğini kaza tarihini kapsar şekilde dava konusu aracın 05.08.2009 başlangıç tarihli "Uzun Süreli Araç Kira Sözleşmesi" ile dava dışı ... Servis Ve Dağıtım Ltd. Şti.'ye 36 ay süreyle kiralanarak bu şirkete 20.08.2009 tarihinde teslim edildiğini iddia etmiş, 05.08.2009 tarihli ek protokolü dosyaya sunmuştur. Mahkemece, her ne kadar asıl ve birleştirilen davaların ferilerinden ... Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş sorumlu tutulmasına hükmedilmiş ise de; gerekçesinde asıl dosya davalısı ... Turizm A.Ş ile birleşen dosya davalısı ... Dağıtım Ltd. Şti. arasında 05/08/2009 tarihinde düzenlenen protokol ile 11/12/2007 tarihli oto kiralama sözleşmesinin müddetinin uzatıldığı, böylece aracın kaza tarihinde işleteninin ... Dağıtım Ltd. Şti. olduğu, davalı ...'in araç sürücüsü olduğu tespitine yer verilmiştir. Ancak, bu sonuca ulaşmak için yeterli araştırma yapılmamış olup eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.


Bu durumda, mahkemece, taraflar arasındaki 05/08/2009 tarihinde düzenlenen 36 ay süreli ek protokolün atıf yaptığı 11/12/2007 tarihli oto kiralama sözleşmesi getirtilerek öncelikle 05/08/2009 tarihli ek protokol ve atıf yaptığı 11/12/2007 tarihli oto kiralama sözleşmesi hükümleri değerlendirilerek kira sözleşmesi süresinin ne kadar olduğu, süresinin uzatılıp uzatılmadığı, kira süresinin kaza tarihi 12.08.2012 tarihini kapsayıp kapsamadığı, kazanın meydana geldiği tarihte kira sözleşmesinin sona erip ermediği tespit edildikten sonra taraflar arasındaki kira sözleşmesinin kaza tarihini kapsadığı sonucuna varılması halinde kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olup olmadığı, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işletenin ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, asıl davada davalı ... Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş işletenlik sıfatının devam edip etmediği, birleştirilen davada davalı ... Servis ve Dağıtım Ltd. Şti.’ye işletenliğin geçip geçmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.


3-)Bozma neden ve şekline göre, asıl/birleştirilen davacılar vekilinin tüm, birleştirilen davada davalı ... Servis ve Dağıtım Ltd. Şti. vekili ile asıl davada davalı ... Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.


SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleştirilen davada davalı ... Kola Servis ve Dağıtım Ltd. Şti. vekili ile asıl davada davalı ... Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl/birleştirilen davacılar vekilinin tüm, birleştirilen davada davalı ... Servis ve Dağıtım Ltd. Şti. vekili ile asıl davada davalı ... Turizm Ticaret ve

Sanayi A.Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl-birleştirilen davada davacılar, birleşen davada davalı ... Servis ve Dağıtım Ltd. Şti. ve asıl davada davalı ... Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş'ye geri verilmesine 25/03/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör