DUL VE YETİM AYLIĞI NEDİR?


Dul ve yetim maaşı diğer bir ismiyle ölüm aylığı Sosyal Güvenlik sistemi tarafından sigortalı ölen kişinin geride kalan, hak sahibi konumundaki eş ve çocuklarına bağlanan bedeli ifade eder.


Sosyal Güvenlik Sistemimiz ve mevcut yasalarımız her iki eşe de dul aylığı bağlanmasına imkân tanır. Ezcümle, müteveffanın geride kalan erkek veya kadın eşine şartları taşıması halinde dul aylığı bağlanması önünde engel bulunmamaktadır.


Yine aynı şekilde, vefat edenin geride kalan oğlan veya kız çocuklarına şartları taşımaları halinde yetim aylığı bağlanması mümkündür. Oğlan çocuğu da kız çocuğu gibi orta öğrenimine devam ediyorsa 20 yaşına kadar, yüksek öğrenimine devam ediyor ise de 25 yaşına kadar yetim aylığı almaya devam edebilecektir. Kız çocukları ile oğlan çocukları arasında yetim aylığından kaynaklanan fark 25 yaşından sonra önem arz edecektir Şöyle ki;


YETİM AYLIĞI NE ZAMAN VE HANGİ DURUMDA KESİLİR?


7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca vefat eden anne veya babasından yetim aylığı alan, eğitimine devam eden ve 25 yaşını doldurmamış kız ve oğlan çocukların sigortalı olarak çalışmaya başlamaları durumunda dahi yetim aylıklarının kesilmesi söz konusu olmayacaktır. Yeni düzenleme, müteveffanın geride kalan çocukları için, 25 yaşını doldurana kadar (eğitimlerinin devam etmesi halinde) sigortalı bir işte çalışsalar bile aylık imkânı tanımaktadır.


25 yaşını doldurduktan sonra her ihtimalde oğlan çocukları vefat eden sigortalı anne veya babasından yetim aylığı ve sağlık yardımı alamayacakları gibi bu zamana kadar almakta iseler artık 25 yaşını doldurmalarını müteakip bu yardım ve aylık kesilecektir.


Kız çocukları için ise evlenmedikleri veya sigortalı bir işe girip çalışmadıkları taktirde (25 yaşından sonra) yetim aylığı alarak sağlık yardımlarından faydalanmaya devam edebileceklerdir.


DUL AYLIĞI NE ZAMAN VE HANGİ DURUMLARDA KESİLİR?


Vefat etmiş sigortalının hayatta kalan eşine bağlanan dul aylığı, eşin yeniden evlenmesi halinde kesilecektir.


Ayrıca, halihazırda dul aylığı almaya devam eden eş, sigortalı bir işte çalışmaya başlar ise aylığın %50’sini almayı sürdürecektir. Neticeten, dul eşin eşinin ölümü sebebiyle hak kazandığı aylık, sigortalı işe girmesi ile azaltılacaktır.


Yukarıdaki istisna haller dışında, dul aylığına hak kazanan eş, bahsi geçen kesilme hallerinden biri mevcut değilse yaşı önem arz etmeksizin (yetim aylığından farklı olarak) vefatına kadar dul aylığı almaya devam edebilecektir.


DUL AYLIĞI HACZEDİLEBİLİR Mİ?


5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ nun 93/1. fıkrası: “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez.

Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. (Ek ibare: 5838 - 18.2.2009 / m.32/2-b / Yürürlük / m.33) “Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.”


Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan dul-yetim vb. aylıklar ile 506 sayılı kanunun geçici 20. Maddesi gereğince kurulan sandıklardan alınan aylıklarının söz konusu 5510 sayılı yasanın 93/1 fıkrası gereğince haczi KURAL OLARAK mümkün değildir.


Konu yasak KURAL OLMAKLA BİRLİKTE, istisnaları ise kanunda tahdidi olarak aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:


1)Nafaka borcu

Nafaka borcu rüçhanlı alacak niteliğini haiz olduğundan, borçlunun nafaka borcu nedeniyle aylığının alacaklı tarafça haczi mümkündür.

Nafaka alacaklısının alacağı için borçlunun muvafakati aranmaksızın borçlunun almakta olduğu aylığa haciz konulabilecektir.


2)Borçlunun muvafakati


Borçlunun nafaka borcu dışında aylığının haczedilmesine muvafakat etmesi durumunda da diğer borçlarından ötürü aylığı haczedilebilmektedir. Ancak borçlunun aylığının haczine muvafakat edebilmesi için borçlunun mezkur borcu hakkında icra takibi başlatılması ve icra takibinin İİK düzenlemeleri doğrultusunda kesinleşmesi (borçlunun itiraz ederek takibi durdurmamış olması) gerekmektedir.

İİK’nun 83/a maddesindeki "İİK’nun 82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanun’un 32. maddesi ile değişik 5510 Sayılı SGK’nun 93/1. maddesinde, "bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükmün İİK’nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 Sayılı Yasa’nın 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkân sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. (13. Hukuk Dairesi - 2016/7761E - 2019/8083K)

Bankalar veya diğer benzeri kurum ve kuruluşlar krediden veya başkaca bir borçtan kaynaklı olarak borçlunun emekli, sakatlık, dul-yetim vb. aylıklarına bloke konularak kesilmesi için de yine borçlunun bankaya açıkça aldığı aylıktan kesinti yapılmasına muvafakati gerekmektedir. Burada Kanun Koyucu rızanın/onayın örtülü olmasına cevaz vermemiş açık olmasını aramıştır.


Sonuç itibariyle, nafaka alacağı hariç bahsi geçen aylığın haczi için borçlunun muvafakatine/onayına ihtiyaç duyulmaktadır.


Dul ve yetim aylığının hangi şartlarda kimler tarafından bağlatılabildiği, haczinin kabil olup olmadığı hususlarında bir avukattan hukuki yardım almanız faydalı olacaktır.

ÖRNEK YARGITAY KARARLARI:

“Bu nedenle 506 Sayılı Kanun`un geçici 20. maddesi kapsamında kurulan sandıklarca bağlanan aylıkların 5510 Sayılı Yasa`nın 93/1. maddesi uyarınca haczi mümkün değildir.” (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2014/12489 E., 2014/15444 K. 29.05.2014 T.)


“17.04.2008 tarih ve 5754 Sayılı Yasanın 56.maddesi ile değişik 5510 Sayılı Yasanın 93.maddesine göre; “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88.maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” Maddede hak sahiplerinin gelir aylık ve ödenekleri dendiği için 5510 Sayılı Kanun'a göre alınan dul ve yetim aylığını da 93. madde kapsamında hak sahibinin aylığı olarak kabul etmek gerekir. Anılan yasa hükmü 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe girmiş olup, şikayet tarihi itibari ile yürürlükte olduğundan somut olayda da uygulanması zorunludur. Bu durumda yukarıda belirtilen yasa maddesi uyarınca gelir, aylık ve ödenekler borçlunun muvafakatı bulunmadıkça nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu konudaki şikayet süreye tabi değildir.” (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2013/2929 E., 2013/12809 K., 04.04.2013 T.)


Söz konusu yasağa rağmen yukarıda belirtilen istisnalar (nafaka borcu ve borçlunun muvafakati) hariç borçlunun almakta olduğu aylığa haciz konulması halinde borçlu; maaşına haciz koyan icra dairesinin haciz işlemini İCRA MAHKEMESİNE YAPACAĞI ŞİKAYET İLE İPTAL ETTİREBİLECEKTİR.

KANUNİ DAYANAK:


5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu MADDE 93- (Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/56 md.) :

Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir. (3)


Nafaka alacağı hariç borçlunun açıkça muvafakati/onayı bulunmamasına rağmen banka veya başkaca kuruluşlar tarafından söz konusu aylıklardan kesinti yapılması halinde borçlu yine dava açarak USULSÜZ KESİLEN PARALARIN İADESİNİ SAĞLAYABİLMEKTEDİR.